in ,

Bayıldım!Bayıldım! Olmuş bu.Olmuş bu. Oha!Oha! Ne?!Ne?! Off!Off!

Kefernahum: Ortadoğu’nun keşmekeşliğinde bir çocuğun esareti

Dünyayı verelim çocuklara
Hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon
Gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyleyerek
Yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim
Sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Dünyayı çocuklara verelim
Bir günlük de olsa öğrensin
Dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler

Nazım Hikmet
Kefernahum

Yoksulluk, sefalet, şiddet, pedofili, kaçak yaşamlar, mülteci sorunları, insan ticareti, çocuk işçiliği, cehalet…

Zain henüz 12 yaşında; Lübnan’ın arka sokaklarında sefalet ve açlık çığlıklarının duyulduğu, kaçak göçmen ailelerin yaşadığı evlerden yalnızca birinde kalabalık ailesi ile birlikte yaşam mücadelesi vermektedir. Ailenin en büyük çocuğudur. Ve yaşıtları gibi okula gidip, oynamak yerine çalışmaktadır. Hem de sokaklarda. İtilip kakılmak bir yana dursun, şiddet, aşağılanma ve sokakların bin bir türlü tehlikesine rağmen güçlü durur. Üstelik ebeveynlerine karşı da bu duruşu sergilemek zorundadır.

Çocuk istismarı (Pedofili) dünya üzerinde bilinen en ağır ve kabul edilemez insanlık suçudur! Pedofililerde cinsiyet ayrımı yoktur. Çocuk evlendirmek de insanlık suçudur. Bir bireyin zorla evlendirilmesi de hem suç hem de modern köleliktir.

Zain’in patronu; aynı zamanda ev sahipleri, daha 11 yaşında olan kız kardeşi Sahra’ya göz koymuştur. Ailesi bir boğaz eksiliriz kanaatiyle Sahra’yı vermeye dünden razıdır. Zain Sahra’nın regl olduğunu anlayan ilk ve tek kişidir. Ve onu evlendirip, evden uzaklaştırmasınlar diye onu kaçırmak istemektedir. Ancak tüm çabalarına rağmen Sahra’nın birkaç tavuk karşılığı evlendirilmesine engel olamaz ve kaçış planını kendisi için gerçekleştirir. Elinde bir torba eşya ile bilinmeyene doğru yola çıkar…

Kısalan gölgelerle sızlıyorken hür vicdanlar, birileri hala vazgeçmedi Ortadoğu Kasabı olmaktan…

‘Adı Mülteci’, Fırat Erdoğan

Zain anneannesine gitmek için bindiği minibüsten hiç bilmediği bir durakta inerek hayatının seyrini değiştirmek adına en cesur adımını atmıştır. Ve yolları bir lunaparkta temizlik ve tuvalet bekçiliği yapan Afrika asıllı kaçak göçmen Rahil ile kesişir. Rahil’in ev denemeyecek bir yerde bakmak zorunda olduğu, Yonas adında bir bebeği vardır. Ve kendisinden yemek isteyen Zain’e anaç duygularla evini açmıştır. Artık Zain Rahil işteyken Yonas’a bakıp, ona abilik etmektedir. Rahil’in izin belgesinin süresi dolmaktadır ve parasızlık, çaresizliği de beraberinde getirmiştir. Sahte evraklarını düzenleyen Aspro adındaki insan tüccarı her defasında onu Yonas’ı satmakla, onun kimliksiz doğuşundan ölü bir bebek olduğunu söyleyerek taciz etmektedir. Rahil pazara diyerek çıktığı bir gün eve dönemez, yakalanır.

Kefernahum

Zain için tam bir çıkmazdır artık bu durum. Çaresizce beklemekten başka bir şey gelmez elinden. Günler geçer; yemek tükenir, su tükenir, umut tükenir…

Aspro’ya İsveç ya da Türkiye’ye sığınma vaadi ile Yonas’ı bırakır Zain. Ancak belgelerinin evden alınması gerektiğini öğrenir. Aylar sonra döndüğü evde kendine ait bir yaşam belgesinin, kimliğinin bile olmamasını öğrenmenin üstüne Sahra’nın evliliğinden hemen iki ay sonra hamile kalıp, o küçük bedeninin bu gebeliği kaldıramayıp vefat ettiğini de öğrenir. Ve o hep boyun eğmeyen, inatçı, dirençli çocuk, hayata, acılara daha fazla direnemeyip; Sahra’nın eşini yaralamaktan beş yıl hapis cezasına çarptırılır.

Kefernahum

-“Neden ailene dava açtın?”
+“Beni dünyaya getirdikleri için.”

Zain kendisini görüşe gelen annesinin doğum haberi ve kız olursa adını “Sahra” koyarım demesi üzerine ailesini dava ediyor.

Zain’in ailesine karşı verdiği savaş; babasına ve annesine, çocuklarına ebeveynlik yapmadıkları için öfke dolu olup tüm bunlara küçücük bedeni ama muazzam kalbi ve beyniyle direnme gücüyle hareket etmesidir.

Zain’in iyi bir insan olmak istediğini söylediği ama Allah’ın bunu istemediğini söylediği sahneler dine yönelik vurucu göndermelerdi. Ve yine göz doldurup, öfkelendiren sahnelerdendir.

Barışın hüküm sürdüğü ülkelerde ebeveynlerin çoğu, hayatlarını çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeye adar. Savaşın, çatışmaların ve yoksulluğun sona ermediği ülkelerde, bir ya da ikiyle yetinmeyip peş peşe çocuk yapan çiftleri ise anlayamazlar.

Babasının “Beni bilmediklerimden suçlayamazsınız. Benim bildiklerim bu kadar. Bana ‘çocuk ailenin belkemiğidir, çocuksuz aile olmaz’ dediler… Evlendiğim güne lanet olsun” sözleri, annesinin de ‘siz benim yaşadıklarımı yaşamadınız ve yaşamayacaksınız da. Beni yargılamaya hakkınız yok. Vicdanım beni yargılıyor zaten’ cümlesi de onların cehaletini ve sorumsuzluğunu eleştirmeden ve hadsiz bir şekilde yargılamadan önce yönetmen tarafından olayı toplumsal ve kültürel olarak ele almamız yönünde özellikle verilmiş sanırım.

Kefernahum

Kefernahum (2018)

Lübnan asıllı Nadine Labaki yönetmenliğindeki 2018 yapımı bu film 71. Cannes Film Festivali‘nde Jüri Özel Ödülü ve Ekümenlik Jüri Ödülü ile beraber toplamda 21 ödül kazanmıştır. Oscar ve Altın Küre’de de adaylık elde etmiştir. IMDb puanı 8,5. Yönetmenin gerçeklik çatısını, belgesel tadında çekimler güçlendirmektedir.

Evrensel bir konuyu işleyen filmdeki oyuncuların inandırıcılığı, çoğunun sokaktan toplanan ve senaryoda yazılı olanları gerçek hayatlarında yaşamakta olan amatörler oluşundan geliyor. Rahil’i oynayan Etiyopyalı Yordanos Shiferaw çekimlerden birkaç gün sonra, tıpkı filmdeki gibi belgeleri olmadığı için tutuklanmış, Zain’in annesine ilham veren Kawthar Al Haddad‘ın gerçek hayatta 16 çocuğu varmış…

Kefernahum ne demek?

Kefernahum” kaos anlamına gelen ve Fransız edebiyatında kaosu ifade etmek için kullanılan bir kelimedir. İncil’de çok kaotik olduğu için lanetlenen bir köy aynı zamanda. Ve tarihe baktığımızda daha sonra kaosu, cehennemi, kargaşayı ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.

Kefernahum

Kefernahum: Filmde gördüğümüz çocukların bugünü…

Zain: Filmin başrolünde yer alan Zain Alrafeea, Suriye’den göç etmek zorunda kalan ve sokaklarda hayatını kazanan bir çocuk. Tıpkı aynı adla rol aldığı filmdeki karakter gibi bir kimliği bile yokmuş ilk tanıştıklarında. Filmin çekimleri esnasında 12 yaşında olan Zain, hayatında hiç okula gitmemiş bir çocuk. Filmden sonra 2018 Ağustos’ta mülteci olarak ailesiyle Norveç’e yerleşmiş. Zain ve kardeşleri orada okula başlayabilmişler. Aile, bahçeli iki katlı güzel bir evde yaşıyormuş.

Sahar: Filmden önce Beyrut’ta evsiz bir çocukmuş Haita ‘Cedra’ Izzam. Artık evsiz değil ve UNICEF’in yardımlarıyla okula başlamış.

Yonas (boluwatife treasure bankole): Ailesiyle birlikte Lübnan’da sürekli sınır dışı edilme korkusuyla yaşıyordu. Ekonomik nedenlerle memleketine dönemeyen aile, günlerini Lübnan’da çok kötü şartlar altında geçirmek zorunda kaldı. Çekimlerden sonra ailesinin yanında güvenle Kenya’ya dönen Boluwatife Treasure Bankole okula başladı.

Yapım ekibi oyuncular ve ailelerine sürekli yardım sağlamak üzere Capernaum Vakfı‘nı kurdu. Vakfın amacı, tüm çocukların uzun dönemde kendi başlarına ayakta kalabilmelerini sağlamak.

Bu filmi, hamile olduğunu öğrendiği gün Lübnan’ın yeniden savaş havasına bürünmesinin etkisi ile yazdığını söyleyen Labaki, filmde iç savaşın harabeye çevirdiği Beyrut’a ve halkına, Ortadoğu’nun lanetlenmişleri diyenleri haklı çıkaracak bir panorama çiziyor.

Kefernahum

“Çocuklara, göçmenlere sahip çıkınız”

Cannes’da filmini takdim ederken ve ödül töreni sonrası yaptığı iki basın konferansında Nadine Labaki şöyle demiştir:

Ben acı çeken çocukların sözcülüğünü yapıyorum. Bu sefil durumun düzelmesi için yapılacak şeyler var. Hepinizi yardıma, muhtaç çocuklara el uzatmaya ve dünyadaki kötülüklerle mücadeleye davet ediyorum. Suriyeli göçmen çocuk Zain Al Rafea’yı Lübnan sokaklarında bulduk. Filmime katkıları olan çocukların ellerinde hiçbir şey yok. Kefernahum filmindeki kız çocuğu belki şu anda Beyrut sokaklarında arabaların camlarına yüzünü yapıştırıp dilenmekle meşgul. Tek tesellim Zain’in nihayet bir kimlik kartına kavuşmuş olması.

Kefernahum, bana göre sadece bir film değildir. Önyargılarımıza, göz ardı edip sessiz kaldığımız tüm toplumsal ve evrensel sorunlarımıza, barış ve huzur özlemi çeken tüm çocuklarımıza uzanmış bir eldir.

Gökte bir yıldız kayarsa eğer, sen yıldızı tut çocuk. Umut dile. Barış dile. Sevgi dile.

Can Yücel

İyi seyirler…

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Cansu Topçu tarafından oluşturuldu

1993 Ankara doğumluyum. İlk üniversite eğitimim olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İstatistik bölümünü geç de olsa isteyerek bıraktım. 2018’de Akdeniz Üniversitesi’nde Medya ve İletişim bölümüne başladım. Mezun olunca yine Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü'ne dikey geçiş yaptım. Sinema benim için bir hobi değil, bir sanat. Henüz izlemediğim her film benim için geç kalınmış büyük bir deneyim. Bunun dışında yaptıkça daha özgür hissettiklerim arasında hayvanlarla ilgilenmek, müzik dinlemek ve yazmak yer alıyor. Umarım SineTürkiye'de de yazdıklarımın bir şeylere katkısı olur.

Müslüm

Şahan Gökbakar’ın komedi dünyası serüveni: Zıbın’dan Recep İvedik’e eleştirel bir bakış