in ,

Olmuş bu.Olmuş bu. Bayıldım!Bayıldım! Oha!Oha! Off!Off! Olmadı ya.Olmadı ya. Ne?!Ne?! Haha!Haha!

Tüm yabancı dizi yapımlarının aynı evrende olduğunu söylesem?

İzlediğimiz tüm yabancı dizi yapımlarının neredeyse aynı evrende olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya buna yol açan etkenler neler?

Öncelikle bu yazıyı okumanızın sebebi muhtemelen televizyon izlemeyi seven biri olmanız. Eğer bunun üzerinde bir de seçici bir izleyici iseniz, yani ekran karşısında geçirdiğiniz vakti iyi değerlendirmek için izleyeceğiniz programları seçiyorsanız. Ki burada özellikle dizilerden bahsediyorum, büyük olasılıkla az sonra bahsedeceğim hissiyatı yaşamışsınızdır.

Özellikle dizi yapımları ve bazı televizyon programlarını izledikçe oyuncular, dönemler ve mekanlar arasında bağlantılar kuruyorum. Yıllar boyu ulusal televizyon kanallarında izlediklerimin üzerine yabancı dilimin gelişmesi ile eklenen yapımlar ve bu yapımlar arasında kurduğum bağlantılar zamanla öyle dallanıp budaklandılar. Yıllar sonra tüm o yapımların zihnimde benimle birlikte her yere taşıdığım, bambaşka bir evren oluşturduklarını fark ettim. Televizyon harici anıların bile bağlandığı, kimsenin komik bulmadığı anlarda bile izlediğim sitcomlardan esprileri hatırlayıp gülmeme olanak veren, en basit bulduğum yapımda bile olsa gördüğüm detayları yakaladığımda bir haz duymama yol açan bir evren.

Televizyon

Yalnız, tüm seçici izleyicilerin bir şekilde deneyimledikleri bu evrenin sınırları elbette belli bir yere kadar uzanabiliyor. İzlediğim yapımların sayısı normal bir televizyon izleyicisine göre çok olmasına rağmen belli olduğundan evrenin sınırları az çok belli. Peki ya bu evren konseptinin bizim düşündüğümüzden çok daha geniş olabileceğini, misal en az 450 televizyon dizisini birbirine bağlayan bir ağdan bahsedebileceğimizi söylesem?

Evet, böyle bir evren var!

Daha doğrusu, Tommy Westphall Evreni olarak tanımlanan bir hipotez pek çok televizyon fanını bir araya getirip böyle bir evrenin olabilirliği hakkında heyecanlı heyecanlı konuşturabiliyor. Ben de bu hipoteze yüklenen anlamların ya da genişletme olanaklarının bazılarını reddetsem de böyle bir evrenin olabileceği kanısındayım. Tabii ki 450+ dizinin onlarca yapımdan oluşan Marvel Cinematic Universe (MCU) gibi tek bir evreni oluşturmak için çekildiğini ve yayınlandığını iddia etmiyorum ama zamanla arada oluşan bağlar bizi yapımdan yapıma yönlendirebiliyor.

Marvel

Bu evren, dünyadaki herhangi biri ile aramızda en fazla 6 kişi olduğunu iddia eden Six Degrees of Separation (Altı Derece Uzak) teorisi ya da aynı sistemin şov dünyasında geçerli olan versiyonu Six Degrees of Kevin Bacon. Yani herhangi bir oyuncunun rol arkadaşlarından yola çıkarak, Kevin Bacon‘la arasında en fazla 6 oyuncu olduğu iddiası gibi çalışıyor. Six Degrees of Kevin Bacon üzerinden bir örnek vereyim: Sitemin web sitesine (https://oracleofbacon.org) girdiğinizde site size bir oyuncu ismi soruyor. Siz oyuncu ismini yazdıktan sonra sistem IMDb üzerinden bir araştırma yapıp yazdığınız oyuncu ile Kevin Bacon arasında bağlantı buluyor. Kaçıncı bağ ile Kevin Bacon’a ulaşılırsa o sayı yazdığınız oyuncunun Bacon numarası oluyor.

Misal, ben siteye girip aklıma ilk gelen oyuncu olan Haluk Bilginer yazdım. Haluk Bilginer, Jamie Lee Curtis ile birlikte Halloween‘in 2018 versiyonunda rol aldığı ve Jamie Lee Curtis de Queens Logic (1991) adlı komedi filminde Kevin Bacon ile birlikte rol aldığı için siteye göre Haluk Bilginer’in Bacon numarası 2.

Konuya geri dönersek, Tommy Westphall Evreni’ni açıklamaya şuradan başlayabiliriz:

St. Elsewhere isimli, bir hastanede geçen ve bu hastane çalışanları ile onların etrafındaki insanların hayatlarının konu alındığı dizinin 1988 yılında yayınlanan finalinde, pek de önemli olmayan bir karakter olan otistik bir gencin elindeki bir kar küresi gösteriliyor. Bu kar küresinin içinde, izleyicilerin yaklaşık 6 yıl boyunca görüp, neredeyse her köşesini ezberledikleri St. Eligius hastanesinin bir replikası yer alıyor. Bu da, dizinin başından sonuna kadar olan tüm olayların aslında genç bir otizm hastasının zihninde oluşturduğu bir kurgu olduğu yorumunu doğuruyor. St. Elsewhere ile başka diziler arasında kesişimler planlanıp uygulandığı için ve hatta bu dizilerde yer alan karakterler bambaşka dizilerde de yer aldıkları için evren genişledikçe genişliyor ve hala da genişlemeye devam ediyor.

Tommy Westphall Evreni

Senaristlerin izleyicileri tam olarak bu yoruma yöneltme amacı taşıyıp taşımadıklarını haliyle bilemiyoruz, fakat işin geldiği nokta gerçekten hayret verici ve üzerine düşünmesi gerçekten çok keyifli. Bu ikircik bana, herkesin malumu bir dönem ortalığı kasıp kavuran Lost‘un (ki bu dizi de Tommy Westphall Evreni’nde yer alıyor) finalinden sonra dizi ile reklam kuşağı arasında geçişi sağlamak için ekrana getirilen bomboş sahil görüntüsünün izleyicileri tüm hikayenin aslında bir rüya olduğu düşüncesine sürüklemesini hatırlatıyor. Malum, uçak enkazı yoksa kaza olmamış demektir ve bu durumda ne Hurley, ne Jack ne de diğerleri o adaya asla düşmemişlerdir. Yani her şey aslında bir rüyadan ibarettir. Sonuç olarak denebilir ki, yayın boşluğunu doldurabilmek için yapılan o işgüzarlık her ne kadar ben sevmesem de efsaneler arasına adını yazdırabilecek bir diziyi alıp yere çaldı, hatta pek çok fanı da diziden uzaklaştırdı.

O yüzden, senaristler amaçladı ya da amaçlamadı diye düşünmeden Tommy Westphall Evreni’nin olabilirliğini ve yapımlar arası bağları konuşmaktan keyif alacağım.

Araya bir not sıkıştırmak istiyorum, söylemeden edemeyeceğim zira

Leyla ile Mecnun, TRT tarafından apar topar yayından kaldırıldığında herkes bir final beklentisine girmişti. Burak Aksak da izleyicilerin bu isteğine aynı kadroyla çekilen bir sonraki dizide, Ben de Özledim‘de yanıt vermişti. Mecnun’un aslında yatalak bir hasta olması ve tüm hikayeyi zihninde canlandırması söz konusuydu. Yalnız pek çok kişi tarafından öne sürüldüğü gibi ilk defa kullanılan bir şey değildi. Kaldı ki, Ekşi Sözlük gibi mecralarda bu konu pek çok kişi tarafından irdelendi.

Leyla ile Mecnun

Peki Leyla ile Mecnun’u Tommy Westphall Evreni’ne dahil edebilir miyiz? Kimine göre evet, kimine göre hayır. Bazı izleyiciler bu evreni yorumlarken karakter temelli, bazı izleyiciler oyuncu temelli yorumluyor. Kimine göre Ali Atay‘ın Leyla ile Mecnun’dan çok çok önce olsa bile İkinci Bahar‘da oynamış olması, her ne kadar farklı karakterler olsalar da iki diziyi aynı evrene taşırken, bazıları da Leyla ile Mecnun’da Joker‘in Erdal Bakkal‘ın yeğenine talip olmasını, Leyla ile Mecnun’u Batman ile aynı evrene yerleştirdiğini iddia etmelerine yol açabiliyor. Anlayacağınız, hayranlar arasında neyin hangi programları aynı evrene yerleştirdiği konusunda bir anlaşma yok. Bu durumda Batman ile ilgili örneği doğru kabul ederseniz, Leyla ile Mecnun bir şekilde St. Elsewhere dizisine bağlanıyor, doğal olarak da Tommy Westphall Evreni’nde yer alıyor.

Ben işleri biraz daha basit yorumluyorum

St. Elsewhere karakterleri Boston’a gidip Cheers dizisinin geçtiği Cheers adlı barda iki bira yudumladıklarında St. Elsewhere ile Cheers aynı evrene girmiş oluyor. Cheers’ta Frasier Crane karakterini sadece 3 bölüm oynamak için imza atan Kelsey Grammer beklenenden kat kat başarılı olduğu için hem Cheers’da sezonlarca yer alıp bir de üzerine Frasier isimli spin-off’un çekilmesine yol açtığından dolayı bir link daha ekliyoruz. E Frasier karakteri Wings‘te bir bölüm görününce ne oluyor? St. Elsewhere, Cheers, Frasier ve Wings aynı evrenin parçaları oluyor.

Cheers

Öte yandan, Mad About You‘nun Jamie’si Helen Hunt aynı karakteri oynarak Friends‘in meşhur kafesi Central Perk‘te Phoebe ile Ursula’yı karıştırdığı için Mad About You ile Friends birbirine bağlanıyor; Seinfeld’in meşhur Kramer’ı Mad About You karakteri olan Paul’ün çıktığı daireyi tuttuğu, hatta karşı komşu olan komedyenden, yani Jerry Seinfeld’den bahsettiği için üç dizi aynı düzleme yerleşiyor.

Frasier’ın ana karakteri olan Frasier Crane‘in kardeşi ve onun eşi, yani Niles ve Daphne Crane, Caroline in the City adında, bizim buralarda pek de bilinmeyen bir dizinin bir bölümün son dakikasında göründükleri için ve Friends’in Chandler’ı Caroline in the City’de DVD satın alırken göründüğü için başka bir bağlantı kurabiliyoruz.

450’den fazla dizi arasında bağlantı kurmak mümkün

Şu iki paragrafta St. Elsewhere, Cheers, Friends, Seinfeld, Wings, Mad About You, Caroline in the City ve Frasier’ın bir araya geldiği gibi 450’den fazla dizi arasında bağlantı kurmak mümkün, çünkü Seinfeld, New York’ta, Cheers, Boston’da, Frasier, Seattle’da ve farklı zamanlardan geçerken karakterlerin hayat hikayelerine düşülen anekdotlar bu bağlantılar aracılığıyla bizim zamandan ve mekandan bağımsız bağlantılar kurmamızı sağlıyor.

Mad About You

Bizim televizyonumuz bu crossover denilen naneden pek de nasibini almadığı için bizim bağlantılar biraz daha kıt. En güncel ve sanırım en sağlam örnek Leyla ile Mecnun, Deli Yürek, Behzat Ç. ve Ben de Özledim arasında kurulabilecek bağ. Buraya isterseniz Çalgı Çengi‘yi de ekleyebilirsiniz, sinemaya bulaşıp bulaşmamak size kalmış.

Peki ben bu evren sisteminden neden keyif alıyorum?

Birincisi, her ne kadar gerçekliği tam olarak yansıtmasalar da farklı zamanlarda farklı insanların neler konuştuklarını, neleri dert ettiklerini, nelere güldüklerini anlamama yardımcı oluyorlar.

Bir dizi eğer iyi bir yazım ekibinin elinden çıktıysa, karakterler gerçek olsalar nasıl birer insan olacaklarını anlayabiliyorsunuz. Örneğin Frasier Crane’in, Boston’da yaşarken sosyal olamadığı için topluma karışmakta zorluk yaşaması. Ve insanlar tarafından bir psikolog olmasından dolayı bir snob olarak görülmesi. Seattle’a taşınıp da radyo programı yapmaya başladığında etrafındaki insanların Cheers’ta çalışanlardan ve Cheers müdavimlerinden farklı olduklarını. Frasier’ın yıllarca kotta kalan bir barın müdavimi olmasına rağmen meşhur Eames koltuğuna oturarak şehir manzaralı pencerelerinden bakmayı sevdiğini. Ve Afrika sanatına hakim olduğunu ve iyi bir şarap tadım ustası olduğunu görüyoruz. Şehre, statüye, zamana göre karakterin geçirdiği evrimi gözlemleyebiliyor, gerçekte olanların işaretini alt metinler sayesinde alabiliyoruz.

Evren

İkincisi ve benim için daha da keyiflisi, farklı yapımlardaki karakterlerin karşılaşabilecekleri ihtimali üzerinde durabilmek. Misal, Mork and Mindy‘nin kendini peygamber sanan Exidor’unun Robin Williams tarafından mükemmel bir şekilde canlandırılan, Ork gezegeninden dünyayı gözlemlemek üzere gönderilen Mork isimli karakteri yetmezmiş gibi; bulduğu her şeyi fırsata çevirmeye çalışan Seinfeld’in Kramer’ı. Geleceğe Dönüş serisinde Dr. Emmett Brown olarak tanıyıp bildiğimiz Christopher Lloyd tarafından Taxi’de canlandırılan, çok başarılı ve disiplinli bir Harvard öğrencisi iken kız arkadaşının ısrarlarına dayanamayarak yediği space cake ile kafayı çizip hayatına bir hippi olarak devam eden Jim Ignatowsky’si. Senelerce işsiz olduğu halde her gün karısına bir bahane uydurabilecek kadar yaratıcı olan fakat tüm gününü her gün Cheers’taki aynı bar taburesinde oturarak geçiren, neredeyse tüm Cheers müşterilerinin bile adını bildiği Norm Peterson‘ı ile aynı evrende yer aldığını ve bu karakterlerin bir noktada bir araya gelme potansiyellerinin olduğunu düşünmek beni gerçekten keyiflendiriyor.

Siz de bir düşünün bakalım, bakalım arasında bağlantı olan yapımlar aklınıza gelecek mi.

Rapor

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Erdem Akın Temel tarafından oluşturuldu

Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimi almış olan Erdem Akın Temel, yüksek lisans tezinde televizyonun geçirdiği evrim ve bu evrim sonucunda geldiği son nokta olan sosyal TV tanımını incelemiş, geleneksel ve çağdaş reyting sistemlerini karşılaştırmıştır. İletişim stratejisti ve veri analisti olarak kariyerine devam eden Temel, televizyonun yanı sıra, reklamcılık, siyasal iletişim ve yeni medya ile de ilgilenmektedir.

Aquaman

Hakan: Muhafız