in ,

Yukarı Bak: Konuşanın ağzına yılan girsin!

Yukarı Bak (Up), 2009 çıkışlı ABD yapımı 3 boyutlu komedi, drama, macera türlerindeki animasyon filmdir. Film Pixar Animation Studios tarafından yapılmış ve Walt Disney Pictures tarafından dağıtılmıştır. Film Cannes Film Festivali’nde yer aldı ve Kuzey Amerika galası 29 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleşti.

Filmdeki Carl Fredricksen karakterini özgün İngilizce versiyonunda Edward Asner, Türkçe dublajlı versiyonunda ise Erol Günaydın seslendirmiştir. Film Türkiye’de 16 Ekim 2009’da gösterime girmiştir.

Gişede başarılı olan ve eleştirmenlerden oldukça iyi yorumlar alan Yukarı Bak, 82. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon Filmi ve En İyi Film Müziği ödüllerini kazandı.

Yukarı Bak (Up)

Film, 78 yaşındaki baloncu Carl Fredricksen’ın, karısını kaybetmesi üzerine hayallerini gerçekleştirme çabasını anlatıyor. 8 yaşındaki Russel da peşine takılınca işler çok daha komik hale geliyor.

Genç Carl Fredricksen utangaç, sessiz bir çocuktur. Ünlü kaşif Charles F. Muntz’a hayrandır. Muntz’un, Güney Amerika’daki Cennet Şelaleleri’nde bulduğunu iddia ettiği devasa kuşun sahte iskeletini üretmekle suçlandığını öğrenince üzülür. Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir. Bir gün Carl, Ellie (Elizabeth Docter) adında enerjik ve biraz da erkeksi hareketleri olan bir kızla arkadaş olur. O da Carl gibi bir Muntz hayranıdır. “Kulüp evini” (çevredeki terkedilmiş bir ev) Cennet Şelalesi manzaralı bir uçuruma taşıma isteğini Carl’a sır verir ve ona kendine yardımcı olması konusunda söz verdirtir. Carl ve Ellie sonunda evlenir ve onarılmış evde birlikte yaşlanırlar. Bu sürede Carl sırayla oyuncak balon satıcısı ve “zookeeper” olarak çalışır. Çocuk sahibi olamayan ikili defalarca Cennet Şelalesi’ne seyahat için para biriktirir; fakat sonunda daha acil ihtiyaçları için harcarlar. En sonunda Carl yaşlılığında yola çıkmaya karar verir; fakat Ellie aniden hastalanıp ölür ve onu yalnız bırakır.

Carl kentsel gelişim tarafından çevrelenen evinde yaşamaya devam eder ve evi satmaya direnir

Bir süre sonra, Carl kentsel gelişim tarafından çevrelenen evinde yaşamaya devam eder ve evi satmaya direnir. Posta kutusuna zarar verdiği için bir inşaat işçisini yaralamasıyla sona erer. Bu yüzden mahkeme evi boşaltıp huzurevine taşınmasına karar verir. Fakat Carl’ın aklına Ellie’ye verdiği sözü tutmasını sağlayacak bir fikir gelir: binayı yerinden kaldırmak için binlerce helyum balonu kullanıp evini geçici bir zepline çevirmek. Sonuncu rozeti olan “Yaşlılara Yardım” başarı rozetini kazanmak için Carl’ı rahatsız eden, Russell isimli genç bir Doğa Kaşifi kazara yolcusu olur.

Bir gök gürültülü sağanaktan kurtulduktan sonra, ev Cennet Şelalesi’ne bakan bir dağ geçidinin yanına iner. Carl ve Russell evi, hareketsiz kalması için kendilerine bağlarlar ve balonların havası kaçmadan önce şelaleye varmayı umarak vadinin etrafında yürümeye başlarlar. Daha sonra civcivlerine ulaşmaya çalışan uzun, renkli bir uçamayan kuşla (Russell’ın “Kevin” adını verdiği) ve sonra da konuşmasını sağlayan özel bir tasma takan, Dug isimli bir köpekle arkadaş olurlar.

Carl ve Russell Alpha adlı bir köpeğin önderliğindeki bir sürüyle karşılaşırlar. Onları Dug’ın ustası, yaşlanmış Charles Muntz’a götürürler. Muntz Carl ve Russell’ı zeplinine davet eder. Orada, yıllarının, Cennet Şelalesi’nde devasa kuşu araması rezaletiyle geçtiğini anlatır. Muntz sonunda onlara yetişir ve Carl’ın evinin altında bir yangın başlatır. Böylece Carl’ı eviyle Kevin arasında bir seçim yapmak zorunda bırakır. Carl, Muntz’un kuşu almasına izin vererek yangını söndürmek için koşar. Carl ve Russell sonunda şelaleye varır; fakat Russell Carl’a kızgındır.

Evine yerleşen Carl üzgün bir şekilde Ellie’nin çocukluk albümüne gömülür

Evlilik fotoğraflarını ve Ellie’den yenisine devam etmesini söyleyen, “macera” için teşekkür notunu görünce şaşırır. Yeniden canlanan Carl Russel’a bakmak için dışarı çıkar ve onu, Kevin’ı kurtarmak için birkaç balonla uçarken görür. Mobilyalarını ve eşyalarını atıp evi boşaltır ve onu izlemeye yola çıkar.

Russell Muntz tarafından ele geçirilir; fakat Carl uçan seplini yönetip Russell’ı da, Kevin’ı da kurtarır. Muntz zeplinin çevresinde onları izler, sonunda Dug, Kevin ve Russell’ı Carl’ın evinde köşeye sıkıştırır. Muntz onlara çok yaklaşmışken, Carl Kevin’ı pencereden dışarı çıkması ve arkasına bağlı olan Dug ve Russell’la birlikte gemiye dönmesi için yemler. Onlardan sonra Muntz da sıçrar, fakat ayağına birkaç balon ip takılır ve düşerek ölür. Halatın kopmasıyla ev gözden uzağa, bulutlara doğru iner. Carl bunun en iyisi olduğunu kabul eder.

Carl ve Russell Kevin’ı civcivlerine kavuşturur. Daha sonra zeplinle birlikte şehre uçarlar. Russell’ın babası oğlunun Kaşif mezuniyetini kaçırınca, Carl Russell’a gururlu bir şekilde son rozetini sunar: üzüm sodası kapağı. Carl bunu Ellie ile ilk karşılaştığında ondan almıştı. İkisi zeplini de yakınlarına park edip dondurmalarıyla birlikte dükkanın dışındaki kaldırıma oturmuş, Russell ve babasının bir zamanlar yaptığı şekilde yapıp eğlenirler. Bu sırada, Carl’ın evi Ellie’ye verdiği sözdeki gibi Cennet Şelalesi’nin yakınındaki kayalığa indiği görülür.

Yukarı Bak: Animasyon izlenirken duygulanılır mı yahu? diyebilirsiniz, ama…

Hikayedeki Ellie ile Carl’ın aşkına, pek duygusal olmayan ben bile hayran kaldım ve duygulandım. Şimdi siz “Animasyon izlerken duygulanılır mı yahu?” diyebilirsiniz ama gerçekten öyle oluyor. Ve söylemem gerekir ki animasyonlar arasında en duygu yüklü olanı olarak bile adlandırılabilir. Ya da seyirciye bunu en tatlı biçimde aktaranı.

Eh tabi film sürekli bir duygusallık içinde geçmiyor. Sevgili karısı Ellie öldükten sonra kurdukları hayallerini gerçekleştirmeyi kafasına koyan Carl amcamız, tesadüfen tanıştığı baş belası küçük, sevimli dostu Russel ile eğlence ve macera dolu bir gezintiye çıkıyor. Gezinti dediğime bakmayın, o bildiğiniz normal gezintilerden sayılmaz.

Yaşadıkları macerada kahkahalarla güldüğüm bölümler ve replikler çok vardı. Mesela Carl amcamızın, geveze Russel’ın çenesinden bıkması üzerine “Haydi seninle bir oyun oynayalım. Konuşanın ağzına yılan girsin.” dedikten sonra Russel’ın “Aa olur annemle hep bunu oynuyoruz.” demesi beni çok güldürmüştü.

Bir animasyonda olması gerektiğini düşündüğüm cıvıl cıvıl sahneler, müzikler vardı ve kesinlikle muhteşemdi. Değinmeden geçemeyeceğim bir başka nokta ise seslendirmedir. Erol Günaydın ve Volkan Severcan gibi ünlülerin sesleri, karakterlere o kadar uymuş ki hiç yadırgamıyorsunuz. Böyle uyuma pek fazla rastlayamıyoruz.

Sadece küçüklerin değil, herkesin zevkle izleyebileceği Up filmine benim puanım 10/8.5 

Herkese tavsiye ediyorum.  İyi seyirler!

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Görüş tarafından oluşturuldu

Anonim. Eser sahibi belli değil veya artık SineTürkiye'de yazar değil.

Dağ: Milli değerler, gazetecilik ve kamu yararı

Umut Işığım: Yüksel ve işaretleri takip et!