Çiçero

Çiçero başlamadan önce ufak bir selamlaşma yapalım istiyorum, bu yazı sineturkiye.com’daki ilk yazım, duyuru yazısı hariç tabii. Çok iyi bi’ amaçla, farklı ve yenilikçi bir fikirle oluşturduğumuz bu platform, hepimizin sinema ve dizi için buluşacağı bir platform olur umarım. Çok da fazla uzatmadan Çiçero‘ya geçeyim, zaten bu konu için ilerleyen günlerde bazı detayları yazacağım.

Çiçero

Gelelim Erdal Beşikçioğlu‘nun başrolünde olduğu Çiçero filmine. Sinemaya gitmeyi çok seviyorum, özellikle şu sıralar mümkün olduğunca tüm eli yüzü düzgün filmlere gitmeye çalıyorum. Erdal Beşikçioğlu’nun olması önemli bir referans olan Çiçero’yu iki gün önce izledim, açıkçası iyi bir film bekliyordum ama bu kadar iyi olmasını beklemiyordum! Yahu Erdal Beşikçioğlu’nu mu anlatsam, kadronun muhteşemliğini mi anlatsam, görüntü ve tasarımların güzelliğini mi anlatsam, mekan ve kostümlerin güzelliğinden mi bahsetsem bilemedim. Tabii gözüme (Biraz da kulağıma) çarpan bazı sıkıntılar vardı, birazdan oraya geleceğim.

Çiçero

Yüzyılın en büyük casusluk hikayesi Çiçero

Şimdi öncelikle filmin konusuna değinelim. Çiçero, 1940’lı yıllarda yaşayan Arnavut kökenli bir casusun hikayesini anlatıyor. Çiçero lakaplı ajan İlyas Bazna, Türkiye’deki İngiliz Büyükelçiği’nde çalışan bir uşaktır, ancak buraya transfer olması biraz ilginçtir. İlyas Bazna, bir davette arya söyler, bu yetenekten etkilenen İngiliz büyükelçisi onu kendi uşağı olması için büyükelçiliğe aldırır. Casusluk konusunda çok yetenekli olan İlyas Bazna, büyükelçiye kendini çok sevdirir ve güvendirir. Zaten kendini saf ve biraz da cahil göstererek dikkatlerin üzerine çekilmesini engeller. Böylelikle babasını öldüren İngilizlerden nefret ettiği için İngilizlerin belgelerini Nazi Almanyası‘na para karşılığı satar. Böylelikle savaşın kaderini, Türkiye’nin durumunu ve birçok olayı değiştirir. Aslında her şeyi aşk için yapar ama detay verirsem fazlaca spoiler olacağı için bu aşkı çözmeyi size bırakıyorum.

Özgün ve gerçek yaşanmışlıktan gelen konusu ile senaryoyu çok beğendim. Sıkılmadan izlettiriyor filmi. Bu arada biraz ufak araştırmalar yapınca konun ne kadar gerçek olduğunu siz de görebilirsiniz. Gerçek hikayeden farklılık var tabii, çünkü okuduğum hikayeler biraz daha farklı. Tabii şey de olabilir; internetteki yazılanlar eksik, filmdeki hikaye daha gerçek olabilir.

Çiçero

Zaman zaman çok hareketli, zaman zaman ise daha durağan olan film sizi hiç bir zaman sıkmıyor. Çünkü bazı filmlerde beni en çok rahatsız eden durum bu oluyor, artık yeter, kalbimi sökün diyorum. Bayıyor, bayıyor ve uyuyorum. Şaka değil, ara ara çok kestirdiğim film oldu. (Yalnız söyleyeyim, sinemada 5 dakika uyuya kaldığınızda kendinizi müthiş güzel hissediyorsunuz, tavsiye ederim, ancak abartmayın, filmi komple kaçırmayın.) Örneğin Çiçero’dan önce izlediğim Glass‘ın bazı kısımlarında bu sorunu yaşadım. Her neyse, bu film sizi asla sıkmayacak, zaman zaman sizi gerecek, zaman zaman sizi mutlu edecek ve bazen de sizi şaşırtacak, bir çok duyguyu yaşayacaksınız. Ben çok beğendim bundan ötürü.

Çiçero

Yıldızlar geçidi gibi bir kadro

Şimdi gelelim oyuncu kadrosuna, kadro efsane! Zaten Erdal Beşikçioğlu’nu başrol olarak biliyoruz. Erdal Beşikçioğlu’na güzel oyuncumuz Burcu Biricik eşlik ediyor, onun da performansı iyiydi. Türk sinemasının önemli isimlerinden Altan Erkekli, Mehmet Ula, Tamer Levent, Ertan Saban ve Cem Kurtoğlu da kadroda. Levent Ülgen‘i ayrı yazıyorum, benim için Türk oyuncular arasında bambaşka bir yeri var, çocukluğumda yayınlanan En Son Babalar Duyar efsanesi ile hep gönlüme taht kurmuştu, sırf Kadir rolüne olan sempatimden dolayı, ailecek diziyi kaçırmazdık, usta oyuncu da önemli bir role sahip. Bu arada filmin de yönetmeni tecrübeli isim Serdar Akar. Çok güzel bazı dokunuşları var. Oyunculuklar çok iyiydi. Zaten böyle kaliteli bir oyuncu kadrosundan başka bir performans beklenemezdi. Benim rahatsız olduğum şey bazı seslendirmelerdi, örneğin Erdal Beşikçioğlu’nun arya seslendirmesi çok garip hissettirdi, çünkü bildiğimiz Erdal Beşikçioğlu’nun sesinden çok uzaktı, bu beni bayağı rahatsız etti. Ayrıca bazı yabancı dillerin seslendirilmesi de çok kötüydü. Belki de filmdeki en kötü taraf bu seslendirmelerdi.

Çiçero oyuncuları

Kostümler, mekanlar ve döneme ait tasarımlar çok iyiydi, ben bayağı bir beğendim. Birçok mekan özenle dizayn edilmiş, tasarlanmış. Özellikle bu tarz dönemsel tarih filmlerinin en önemli noktaların birisi bu detaylardır. Araçlar, çekimlerin yapıldığı mekanlar iyi dizayn edilmiş. Ekip uğraşmış be! Bu tarz yazılarda çok fazla spoiler vermemek önemli, o nedenle mümkün olduğunca spoiler vermemeye çalışıyorum. Ancak şunu söyleyeyim, genel olarak salondan mutlu ayrılacaksınız, şu açıdan tabi; ben bu filmi beğendim diyeceksiniz. Ya spoiler vermemek için cümlelerimi seçmekte zorlanıyorum, zaten klavyem yazdığınca söylemeye çalıştım. Her neyse, gidip, izleyip göreceksiniz zaten.

Bu arada yorum atmayı unutmayın lütfen. Sizlerin de düşünceleri önemli, nasıl buldunuz, neresi iyi, neresi kötü aşağıdaki yorum bölümünden paylaşabilirsiniz. İyi seyirler demeden önce genel olarak kaç puan veririm onu düşüneyim, ben bu filme 10 üzerinden 8.5 gözüm kapalı veririm! Cidden iyiydi çünkü. Anlaştık! O halde iyi seyirler! 🙂

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

3 Yorum

Yorum Bırak
  1. Spoiler vermeden bir film nasıl anlatılırsa öyle anlatmışsınız. Teşekkürler. Metroda vs. reklamlarını görüyordum ama içeriğinden habersizdim. Şimdi merak uyandırdı bende. Mutlaka gideceğim.

  2. Çok yerinde bir eleştiri olduğunu düşünüyorum.Özellikle arya sahnelerinde bende bir huzursuzluk hissettim oturmayan birşeylerin olduğu kesin ki türk sanat müziği dinlemeye gittiğinde istemsiz bir hıh şimdi oldu işte hissi geldi bana.Dürüst olmak gerekirse Burcu Biricik in Erdal Beşikçioğlunun yanında çok zayıf kalıcağını düşünmüştüm fakat izlediğimde fazlasıyla iyi bir performans çıkardığını gördüm.Savaşın farklı boyutlarına değinmesiyse asıl güzel yapan şeydi bence.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avatar photo

Bulut Öztürk tarafından oluşturuldu

WordPress geliştiricisiyim, yazılım geliştiren bi' işletmem var. Hobi olarak bloglarla uğraşıyorum ayrıca bol bol gezmeye çalışıyorum.

The Crown

Çukur nedir, ne değildir?