in ,

Olmadı ya.Olmadı ya.

Madımak: Carina’nın Günlüğü (Madımak katliamı özel)

Madımak katliamında Carina da yaşamını kaybeder. Fakat son nefesine kadar her anını günlüğüne kaydetmeyi başarır: Madımak: Carina’nın günlüğü

Madımak Katliamı’nın üzerinden 21 yıl geçtikten sonra, Sivas’ta yaşananlar Madımak: Carina’nın Günlüğü adıyla beyazperdeye taşındı. Peki, Madımak Katliamı nasıl oldu? Neler yaşandı?

Sen bu şiiri okurken,
ben belki başka bir şehirde olurum.
Kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan;
rüzgarla savrulan,
kağıt parçalarına yazılmış,
dağıtılamamış bildiriler gibi
uzun bir yolculuğa hazırlanan;
yalnız bir yolculuğa…
Çünkü beyaz bir gemidir ölüm,
siyah denizlerin çağırdığı
batık bir gemi…
Batık bir gemi
sönmüş yıldızlar gibidir…
Yitik adreslere benzer ölüm
yanık otlar gibi…
Sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm.

Behçet Aysan (1949-1993, 2 Temmuz / Sivas)
Madımak: Carina'nın Günlüğü

Madımak Katliamı (2 Temmuz 1993)

Sivas Katliamı, Madımak Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli‘nin Radikal İslamcılar tarafından yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır. Ayrıca dışarıda toplanan karşıt görüşlülerden iki kişi hayatını kaybetmiştir.

Madımak: Carina'nın Günlüğü

Olaylar nasıl başladı?

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak Sivas’a geldi.

Asıl hedef, 26 Mayıs’ta, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabını çevirip Aydınlık Gazetesi’nde yayımlayan Aziz Nesin idi. Nesin’in bu tehlikeli girişimi ise yurt çapında tepkiyle karşılandı ve protesto edilmeye başlandı.

Yerel basından nefret manşeti: “Müslüman Mahallesinde Salyangoz Sattılar”

Şenliklerin baş konuğu yazar Aziz Nesin 1 Temmuz’da valinin de katıldığı bir toplantıda uzun bir konuşma yaptı. Nesin konuşma yaparken, Müslümanlar (!) da dışarıda boş durmuyor ve “Bugün hesap günüdür” başlıklı bildiriler dağıtıyorlardı.

Yerel basın, özellikle Aziz Nesin’i hedef gösteren manşetler atmıştı. Özellikle olayların yaşanmasında büyük payı olan Hakikat Gazetesi “Müslüman mahallesinde salyangoz sattılar” manşetiyle adeta tahrik edici bir politika içerisine girmişti.

Tam da bu noktada Aziz Nesin, kendisiyle yapılan bir röportajda İHA muhabirine Hakikat Gazetesi’ni göstererek bu durumdan yakındı. Fakat bu röportaj birkaç dakika içinde röportaj olmaktan çıkıp, yerini tartışmaya bıraktı.

“Sivas Aziz’e mezar olacak”

Sivas halkı, şenliklerin yapıldığı Çifte Minare çevresinde namaz için toplandı. Tam bu sırada Can Şenliği oyuncuları davul eşliğinde bir gösteri çağrısında bulundu. Bu çağrı namazı bekleyen kalabalığa “Ezan sesini bastırmaya çalışıyor zındıklar” şeklinde yansıdı.

Namaz bittikten sonra civardaki camilerden çıkan kalabalık birleşti ve “Sivas Aziz’e mezar olacak”, “Vali istifa” sloganlarıyla hükümet konağına doğru yürümeye başladı. Hükümet konağında polis engeliyle karşılaşan 5 bin kişi kültür merkezine doğru yürümeye başladı. O sırada Arif Sağ konserini izleyenler dışarı çıkınca iki karşıt grup karşı karşıya geldi ve büyük bir kavga çıktı.

Olaylar yatışmayınca belediye başkanı Karamollaoğlu kalabalığa yönelik bir konuşma yaptı ve gruptan dağılmasını istedi. Konuşma etkili oldu ve kalabalık dağılmaya başladı. Fakat “birileri” olayların yatışmasına izin vermedi ve dağılmaya yüz tutmuş kalabalığı Madımak Oteli’ne yönlendirdi. Otelin önündeki kalabalık 5 binden 10 bin kişiye ulaşmıştı. Kolluk güçlerinin sayısı ise yalnızca 500 idi.

Madımak Oteli’nin önünde toplanan kalabalık “Kahrolsun laiklik”, “Şeriat isteriz” sloganları atıyordu. Otel kuşatılmıştı.

Madımak: Carina'nın Günlüğü

Cafer Özçakmak: “Onu kurtarmayın”

Aziz Nesin ve Lütfi Kaleli itfaiyenin merdivenlerinden inerken Refah Partisi’nin belediye meclis üyesi Cafer Özçakmak, inenlerden birisinin Aziz Nesin olduğunu fark ederek itfaiye görevlilerine “Onu kurtarmayın” dedi. Bunun üzerine, kurtarmaya gelen itfaiyecilerden birisi Aziz Nesin’i kolundan tutarak adeta linç edilmesi için kalabalığın içine attı. Aziz Nesin çevredekiler tarafından yumruk ve tekmelerle polis arabasına kadar sürüklendi.

Yeni hedef vali

Avını elinden kaçıran kalabalık bu sefer de intikam açlığını dindirmek üzere hükümet konağına yönelerek, binayı taşlamaya ve camları kırmaya başladı. Alay komutanının emriyle 18 kadar asker binaya geldi ve bu kalabalık geri püskürtüldü.

Yazarlar ve şairler olay gününü şöyle anlatıyor:

Pencereden baktığımda inanılmaz kalabalığın sürekli arttığını, meydandaki insanların buraya doğru aktığını gördüm.

Bir ara otelin karşısındaki binada, binanın pencerelerinin açıldığını oradan insanların çıktığını, kiremitleri alıp attığını gördüm.

İnanılmaz bir duman kapalı kapılardan koridorlara sızmaya başladı. Elektrikler de kesilmişti. Birbirimizi görmemiz oldukça zordu. Soluk almamız da giderek zorlaşıyordu.

Zerrin Taşpınar (Şair)

Bizler kırılan camlardan ve içeriye giren taşlardan kendimizi koruyabilmek için sadece otelin merdiven boşluğunda bir üzüm salkımı gibi yoğunlaştık.

Madımak otelini tam anlamıyla kuşattılar. İşin ilginci bir gün öncesi o caddede bir kaldırım çalışması var, ama kimse yok. Kaldırım taşları dökülmüş, olduğu gibi duruyordu.

Kapı kapatıldı, içerideki lambalar yani merdiven boşluğundaki lambalarda sanki hapsolduk. Dünyayla ilişkimiz kesildi.

Lütfi Kaleli (Yazar)

İlk taşlar otelin büyük camlarında patladı. Çocuklar, gençler haykırarak ve çığırarak kaçıştılar.

Müthiş bir gürültü ile son derece koyu son derece sıcak dumanın yoğunluğu, alevin kızıllığı ile birbirine karışmış bir biçimde müthiş bir alev sardı merdiven boşluğunu. Aşağıdan yukarıya doğru bir canavar dili gibi büyük bir hışırtıyla yükseliyor, dağılıyor ve patlıyordu.

Ali Balkız (Yazar)

Kesin olarak ölüme hazırlandık, yani hazırdık. Hatta Lütfi Kaleli birkaç kez “ölüyoruz abi, ölüyoruz abi” dedi. Dedim ki; ölüyoruz, öleceğiz. Başka çare yok, yani kurtuluşumuz yok. Ve benim orada düşündüğüm şey şuydu: öyle bir biçimde öleyim ki korkarak ölmüş bir adam durumuna girmeyim. O da mümkün değildi, çünkü o dumanlardan kıvranıyordum ve kendi kendime bunun mücadelesini yapıyordum.

Aziz Nesin

Madımak: Carina'nın Günlüğü

Peki, Aziz Nesin Şeytan Ayetleri’ni neden yayımladı?

Aziz Nesin, Şeytan Ayetleri romanını yayımlamaktaki amacının şunlar olduğunu söylemiştir:

Anayasasında laik olduğu saptanmış bulunan Türkiye Cumhuriyeti’nde, İslam Ülkeleri Konferansı’nın dolaylı baskısı ve hükümet içindeki Diyanet İşleri’nin tavsiyesiyle, Şeytan Ayetleri’nin Türkiye’ye sokulmasının ve Türkçe yayımlanmasının bir hükümet kararnamesi ile yasaklanmış olmasıdır. Hükümete verdiğim bir dilekçeyle de, bu yasak kararnamesinin kaldırılmasını ve bütün uygar ülkelerde olduğu gibi Şeytan Ayetleri’nin Türkiye’de de yayımlanabilmesini istiyorum. Şeytan Ayetleri’ni çok değerli bulduğum, çok beğendiğim için de yayımlamak istiyor değilim.

Aziz Nesin
Madımak: Carina'nın Günlüğü

Madımak Katliamı’nda Kaybedilenler

  • Muhlis Akarsu – 45 yaşında, sanatçı
  • Muhibe Akarsu – 45 yaşında, Muhlis Akarsu’nun eşi
  • Gülender Akça – 25 yaşında
  • Metin Altıok – 53 yaşında, şair, yazar, felsefeci
  • Mehmet Atay – 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı
  • Sehergül Ateş – 30 yaşında
  • Behçet Sefa Aysan – 44 yaşında, şair
  • Erdal Ayrancı – 35 yaşında
  • Asım Bezirci – 66 yaşında, araştırmacı, yazar[12]
  • Belkıs Çakır – 18 yaşında
  • Serpil Canik – 19 yaşında
  • Muammer Çiçek – 26 yaşında, aktör
  • Nesimi Çimen – 62 yaşında, şair, sanatçı
  • Carina Cuanna Thuijs – 23 yaşında, Hollandalı akademisyen[13]
  • Serkan Doğan – 19 yaşında
  • Hasret Gültekin – 22 yaşında şair, sanatçı
  • Murat Gündüz – 22 yaşında
  • Gülsüm Karababa – 22 yaşında
  • Uğur Kaynar – 37 yaşında, şair
  • Asaf Koçak – 35 yaşında, karikatürist
  • Koray Kaya – 12 yaşında
  • Menekşe Kaya – 15 yaşında
  • Handan Metin – 20 yaşında
  • Sait Metin – 23 yaşında
  • Huriye Özkan – 22 yaşında
  • Yeşim Özkan – 20 yaşında
  • Ahmet Özyurt – 21 yaşında
  • Nurcan Şahin – 18 yaşında
  • Özlem Şahin – 17 yaşında
  • Asuman Sivri – 16 yaşında
  • Yasemin Sivri – 19 yaşında
  • Edibe Sulari – 40 yaşında, sanatçı
  • İnci Türk – 22 yaşında
  • Ahmet Öztürk – 21 yaşında
  • Kenan Yılmaz – 21 yaşında
  • Ahmet Alan
  • Hakan Türkgil

Madımak: Carina'nın Günlüğü

Madımak: Carina’nın Günlüğü (2015)

Madımak Katliamı’nın üzerinden 21 yıl geçti. Ve Sivas’ta yaşananlar Madımak: Carina’nın Günlüğü adıyla beyazperdeye taşındı.

Yıl 1993. Kadının toplumdaki yerini araştırmak için genç bir araştırmacı olan Carina Cuanna Türkiye’ye gelir. Temmuz ayında Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak için aralarında Aziz Nesin’in de olduğu geniş bir yazar-müzisyen-gazeteci ve şairler topluluğu ile yola çıkar. Fakat gerici güçlerin provokasyonu sonucu konakladıkları Madımak oteli önünde tansiyon artar. Çıkartılan yangın sonrası yaşanan katliamında Carina da yaşamını kaybeder. Fakat son nefesine kadar her anını günlüğüne kaydetmeyi başarır…

Senaristliğini ve yönetmenliğini Ulaş Bahadır‘ın üstlendiği Madımak: Carina’nın Günlüğü filminin başrolünde Denise Ankel var. Oyuncuya eşlik eden deneyimli isimlerse Füsun Demirel, Rıza Akın, Altan Erkekli, Mustafa Alabora, Erdal Tosun

Madımak: Carina’nın Günlüğü, Sivas’ı anlatan ilk kurmaca film olması bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır.

Madımak: Carina'nın Günlüğü

Madımak Katliamı’nın tek yabancı kurbanı: Carina Cuanna

Madımak Katliamı’nın tek yabancı kurbanı olan Carina Cuanna’nın Türkiye’yle ilişkisi, Hollanda’da Leiden Üniversitesindeki Kültür Antrolopoloji Bölümü’nde okurken başladı. Cuanna, Türkiye turuna çıktı ve bu merakı bitirme tezi için Türkiye’de çalışmayı seçmesine sebep oldu. Seyahati sonucu Türkiye’ye aşık olan Carina’nın bitirme tezi ise ‘Türk kadınının aile içi rolü ve çevre ile ilişkileri’ üzerineydi.

Başta ailesi olmak üzere, yakın çevresi, Carina’nın tezi için Türkiye’de çalışma isteğine, Türkiye’nin insan hakları konusunda 90’lardaki zayıf karnesi nedeniyle karşı çıkmış olsa da, Carina bu itirazlara kulak asmadı ve 22 Haziran 1993’te Türkiye’ye tekrar geldi. Ankara’da yaşamaya başlayan Carina, Hollanda’da öğrenmeye başladığı Türkçesini, Ankara’yken hızlandırılmış Türkçe dil eğitimi alarak ilerletti. Carina ayrıca Ankara’dayken Yasemin ve Asuman adlı iki Alevi gençle tanışıp arkadaşlık kurdu. Bu tanışıklık, Carina’nın Alevi kültürüyle ilgilenmeye başlamasında etkili oldu.

O yıl Yasemin ve Asuman’ın Sivas’ta düzenlenecek şenliklere katılacaklarını öğrenen Carina’nın Sivas’la da yolu bu şekilde kesişti.

Günlükteki not

Türkiye geldikten sonra da günlük tutmaya devam eden Carina, 2 Temmuz’da Sivas’ta yaşanan o acı dakikalar öncesi günlüğüne şöyle yazmıştı:

Şu anda ‘kapatılmış’ bir vaziyette bir otelde oturmaktayız, zira dışarıdaki kökten dinci Müslümanlar dolaşıp duruyorlar. Bunun ile ilgili daha sonra yazacağım.

Zaman ilerledikçe Madımak Oteli’nin dışındaki eylemlerin saldırıya dönüşmesi sonrasında ise Carina günlüğüne şunları yazdı:

Fakat şimdi işler ters gitmeye başlıyor. Biz uzun bir zamandır otelde oturuyoruz. Dışarıda devasa ve kökten dinci grup (aşırı sağcı) bağırıp naralar atıyor. Bu binada solcu düşünür ve yazar Aziz Nesin’i saklıyorlarmış. Kendisi ‘Şeytan Ayetleri’ni yayınlamak düşüncesindeymiş. Bunların hepsi nahoş şeyler. Kendimi çok zor ve sıkıntılı bir durumda hissediyorum, zira biraz sonra burada neler olacak, tahmin bile edemiyorum. Sonunda bu şehrin bir Türk kökten dinciler topluluğunun bulunduğu bir yer olduğunu öğrendim. Bir sürü sloganlar atılıyordu ve bağrışmalar vardı. Bununla birlikte bir sürü de polis vardı.

Carina’nın günlüğündeki son sözleri ise şöyle olmuştu:

Fakat ben bütün bunlardan ne anlarım ki?… Dışarıdan yüksek tonda bağırmalar geliyor ama ne olduğunu anlamıyorum…

Bu cümleleri yazdıktan kısa bir süre sonra Carina, göstericilerin ateşe verdiği otelde 34 kişiyle beraber hayatını kaybetti.

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0
Görkem Barındık

Görkem Barındık tarafından oluşturuldu

1993 yılının Haziran ayında Ankara’da dünyaya gelen Görkem Barındık, Süleyman Demirel Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde ön lisans; Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Şu an Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir. IO Dergi'de imtiyaz sahibi olan Barındık, hayatın sadece biyografik bilgilerin çoğalması için yaşanan anlardan ve kariyer için oluşturulan öz geçmişlerden ibaret olmadığına inanır. Araştırır. Okur. Bıkar. Güler. Yazmayı sever, hayat hakkında kritik yapmayı da… Yemek yer, sevdikleri ile paylaşır. Özellikle de hayvanlar ile… Her zaman bir şeylerin arayışındadır ama neyin arayışında, kendisi de bilmez. Aykırıdır. Öyle biridir işte…

2019 Temmuz: Vizyonda hangi filmler olacak?

Harry Potter tutkunları için zorlu Harry Potter testi!