in ,

127 Saat

Genç dağcı Aron Ralston, ne anasına, ne babasına, ne kız arkadaşına, ne de kankasına haber vermeden kafasına estiği vakit dağ tırmanışı ve yolculuklara çıkardı. Ama ne var ki en son çıktığı yolculuk onun için en kötüsü oldu. “Asilik yapar da öyle çıkar gidersen olacağı buydu oğlum. Kalırsın işte orada öyle günlerce aç ve de susuz.” Evet, bu lafları filmi izleyen; izlemeyip konusunu duyan herkes demiştir herhalde. Bence de çok haklısınız. Ben de dedim zaten.

127 Saat

Yönetmen Danny Boyle, daha filmin açılış anında her kesimden izleyicilere iyi etki etmeyi başardı

Çünkü açılış sahnelerinde her toplumdan insanları gösterdi. O insanların ise kişilikten kişiliğe değişerek yaşamlarındaki değerlere sahip çıktıklarını ve hepsinin olması gerektiği gibi kendi hayat gayelerin de olduklarını anlattı bize. Yok, efendim “Sadece ben kafamdakini göstereyim, onlar anlamasa da olur.” diyen yönetmen zaten bizden değildir. Çünkü bana göre yönetmen dediğin her kesimin anlayacağı üzere yapımlarını izleyiciye sunan ve gönülleri fethederek kalplere dokunan zattır. O açıdan bu unsuru iyi düşünmüş hınzır. Zaten kendisini severek takip ederim. Aferin Danny Boyle.

127 Saat

Her ne kadar başlarda insanoğlunun çoğunda görülen ve engellenemeyen hastalık olan ön yargı ile yaklaşılıp, filme “kısır döngü” denilse de aslında hiçte öyle değil. Gerçekten merakı eksik olmayan, hiç sıkmayan, oldukça izlenilebilir ve yaşamın içinden bir filmdir kendisi: 127 Saat. Sıradan bir kurgu olmayan yapım, dağcı Aron Ralston’un başından geçen olaylar neticede iç burkan gerçek bir olaya dayandığından ötürü izleyiciyi daha da kendisine bağlayan bir etken oluyor haliyle.

Bu sefer çıktığı yolculuğunda Utah yakınlarındaki Moab bölgesinde büyük bir kaya parçasının arasına sıkışıyor ve tam 5 gün boyunca sadece tek kolu kaya parçasının arasında kalıveriyor. Filmin ismi bu yüzdendir ki 127 Saat. Belirtmez isem içimde kalırdı, mazur görün. Neyse. Orada aç ve susuz bir şekilde ölümü bekler gibi dursa da daha sonraları pes etmeyip “çaresizseniz, çare sizsiniz.” modunda kendisini hayatta tutmaya çabalıyor Aron Ralston.

127 Saat

O evrede ise kendi iç yolculuğunun keşfine çıkarak o ana kadar yaptıklarını sorgulamaya başlıyor gencimiz

Haliyle tabii, zamanla anılarını gözden geçiriyor, içine doğan olayları görüyor ve kendisinin sevdiklerinden, yakınlarından, ailesinden nasıl uzaklaştığının farkına varmış oluyor. Bu da kendisine güzel bir… mesaj oluyor elbette.

James Franco rolünün hakkını vermiş yine bıçkın. Müzikler ise iyi seçilmiş ve zamana göre kulağa hoş geliyor. 127 Saat bizlere aslında güzel bir mesaj gönderiyor ve sevdiklerimizin kıymetinin bilinmesini ve kaderin olması gerekenlerin ömrümüzde mutlaka olduğunu, bundan kaçınılmaz olarak yaşayacaklarımızı zamanı geldiğinde birer birer tecrübe ettiğimizi yapım saf bir dille ve lafı dolandırmadan anlatmış. Bu unsurları gözümün önüne aldığım vakit duygusallık hat safhada bende. Fakat bu durumlar kişinin dayanıklılığına, odunluğuna ve kütüklüğüne göre de değişebilir tabii.

127 Saat

Elbette şu muhteşem ve hafızalara çoktan kazınmış replikte her şeyi özetlemeye yetti de arttı. “Bu kaya… Hayatım boyunca beni bekliyormuş. Varoluşundan beri, daha bir meteor iken milyarlarca yıl önce. Uzayda buraya düşmeyi bekliyormuş, tam buraya. Hayatım boyunca buraya sürüklenmişim. Doğduğum an, aldığım her nefes, yaptığım her şey beni buraya, evrendeki bu çatlağa sürüklemiş.”

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Görüş tarafından oluşturuldu

Anonim. Eser sahibi belli değil veya artık SineTürkiye'de yazar değil.

Dövüş Kulübü

2019 Ocak: Vizyonda hangi filmler olacak?