in ,

Kutsal Geyiğin Ölümü: Kutsal geyiği kim öldürdü?

Mitoloji gerek sinemada gerek edebiyatta sıkça karşımıza çıkan bir bilim dalıdır. Bu yazıda da sizleri mitolojik ögelerin başrolde olduğu bir film eleştirisi bekliyor. Filmimiz; Kutsal Geyiğin Ölümü. 2017 yılında gösterime giren bu film bir Yorgos Lanthimos filmidir. ‘Ben galiba bu adamı bir yerlerden tanıyorum’ diyenleriniz olacaktır. Yine dünya sinemasına kazandırdığı iki kült eser olan The Lobster ve Dogtooth filmlerinin yönetmeni olur kendileri. Mitoloji ile bu kadar iç içe olmasının en büyük sebebi isminden de anlaşılacağı üzere bir Yunan olması. İçinde büyüdüğü kültürün etkilerini sinemasında görmek çok olası.

Kutsal Geyiğin Ölümü (2017)

Filme gelecek olursak; Steven Murpy başarılı, ünlü ve saygın bir kalp cerrahıdır. Eşi Anna da meslektaşı olan bir göz doktorudur. Ergenlik çağında olan kızları Kim ve küçük oğulları Bob ile mutlu ve huzurlu bir hayatları vardır. Film Steven’ın bir ameliyat sahnesi ile başlar. Atan bir kalbi avuçlarının içine almış bir cerrah görüyoruz. Yönetmen karakteri ilk sahneden tanrılaştırmaya başlamıştır bile. Film herkesin zevkine hitap edecek tarzda değil. Özellikle mitoloji ile olan büyük bağlantısı neredeyse senaryonun önüne geçmiş durumda. Anlamsız noktalar, nedensiz olaylar, karakterlerin tutumları rasyonellikten çıktığı anlarda seyirci filmden uzaklaşmaya başlar. Filmi anlamak ve okumak bağlamında bakacak olursak mitoloji ile az da ilgisi olmayan birisinin yapacağı tek hareket izlemek olur. Bazı yerlerde mitlerle ilgili çağrışımlar yapıyor ama bu özel ilgi alanı sinema olmayan seyircinin anlayacağını türden referanslar değil.

kutsal geyiğin ölümü filmi

Filmin dayandığı destan

Şimdi filmi film yapan o destandan bahsedelim biraz da kafada ki soru işaretleri azalsın. Bu mitoloji Homeros’un İlyada destanında geçen bir karakterle alakalı. Destanda Paris Helen’i kaçırıyor ve Truva savaşı baş gösteriyor. Truva savaşı sırasında Kral Agememnon bir geyik avlıyor. Daha sonra anlaşılıyor ki bu geyiğin Tanrıça Artemis’in kutsal bir geyiği olduğu ortaya çıkıyor. Bu olay Tanrıça Artemis’i çileden çıkarıyor. Donanmanın ilerlemesini sağlayan rüzgarı kesiyor. Kral Agememnon Artemis’e ne kadar yalvarsa da çabaları sonuç vermiyor. Artemis tek bir şart sunuyor; kendisi için geyiğin çok önemli olduğunu ve Kral’dan da en az onun kadar önemli bir kurban vermesini istiyor. Hatta Kraldan direkt olarak kendi öz kızını kurban etmesini istiyor. Kral ne kadar istemese de çaresiz bir şekilde kızını kurban ediyor.

Evet, izleyicinin filmi anlamlandırabilmesi için bu destana hâkim olması gerekiyor. O zaman taşlar daha çok yerine oturuyor. Temsillere bakacak olursak Kral bildiğimiz üzere doğrudan kalp Cerrahımız Steven. Gerek bedeni ile gerek tavırları ve karakteri ile bu destanda ki tanrı rolüne çok uygun. Konuşması sırasında ki hâkimiyeti ve hitabeti de bu çıkarımı yapmamızda büyük destekçimiz. Yine filmin sonunda can alacak kişi olması da bu düşünceyi destekliyor. Tanrıça Artemis ise dolaylı olarak çıkıyor karşımıza; evet artık zor olmasa gerek, Martin. Martin’in film içerisinde büyü yaptığını söyleyenler de oluyor. Çünkü bu yaşananları sadece isteyerek yapabiliyor olması bizleri pek ikna etmiyor. Ancak Martin ilk olarak intikam veya ölüm peşinde de değil bir Truva gibi ailenin içine giriyor ama Steven’dan ilk isteği bir kurban değil. Onun yüzünden kaybettiği babasının yerini doldurmasını istiyor. Tekrar eski aile saadetini kazanmak istiyor yavrucak. Bu arada siz bakmayın yavrucak dediğime filmi izledikten sonra anlarsınız ne kadar şirret bir karakter olduğunu.

Farklı görüşleri ve yorumları etrafında toplamış bir film Kutsal Geyiğin Ölümü

Bu destanı bilen birisi olarak filmi izlediğimde ölecek kişinin kızı Kim olduğunu düşünmüştüm ama Bob öldü. Bu biraz kafa karıştırıcı olabiliyor ya da Anna’ya hiçbir şey olmaması da Martin’in temas yolu ile büyü yaptığını düşünenlerin fikirlerini destekler nitelikte. Ama bu kadar destana bağlı bir hikâye kuran Lanthimos artık bu kadar da aynı olması diye düşündü galiba. Evet, daha önceden yazılmış bazı destanlar, ya da uyarlama edebiyat eserlerini sinema içerisinde sıkça görüyoruz. Sinemaya güzel kazançları da oluyor ama ben bu kadar bire bir alınması taraftarı değilim. Bunun sinemanın özgünlüğünü zedelediğini ve sanatsal tarafına zarar verdiğini düşünüyorum. Evet birçok alandan besleniyor sinema ama ilham almak başka bir boyut olduğu gibi sinema perdesine aktarmak çok çok başka bir boyut. Farklı farklı görüşleri ve yorumları etrafında toplamış bir film Kutsal Geyiğin Ölümü. Bende bu biraz negatif düşünenlerden yanayım ama bu biraz öncede bahsettiğim gibi destana çok ama çok bağlı kalınmış olması ile ilgiliydi.

Rapor

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ali Büyükçerçi tarafından oluşturuldu

15 Haziran 1999 yılında Adana’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Adana’da tamamladıktan sonra 2018 yılında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV bölümüne giriş yaptım. Öğrenim hayatıma halen devam etmekteyim. Sinemada yazarak kendini ifade edenlerden birisi de benim. Hayatın her alanında gözlemler, tespitler ve birtakım çıkarımlar yapmayı kendime hep ahlak edinmişimdir. İzlediğim filmleri ve dizileri de kendime has ifade biçimleri ile; özellikle eğlenceli hale getirerek keyifli bir biçimde yorumlarım. Herkesin bakmadığı pencereleri aralayıp detayları fark etmeye çalışırım. Yazdıklarımın size keyif vermesi ve bakış açınıza bir yenisini eklemesi dileğiyle.

Türk sinema tarihi

Magical Girl (2014)