Değişen Dünyanın İnsanları

Değişen Dünyanın İnsanları, 1966 yılı Birleşik Krallık ve Fransa ortak yapımı distopik bilim kurgu filmdir. Amerikalı yazar Ray Bradbury‘nin 1953 tarihli aynı isimli distopya[1] romanından uyarlanan filmi Fransız yönetmen François Truffaut çekmiştir. Özgün adı Fahrenheit 451 olan film birçok ülkede bu özgün adla gösterilmiştir. İlk gösterimi ise Venedik Film Festivali‘nde yapılan film Türkiye‘de ilk kez 5 Mart 1968’de “Değişen Dünyanın İnsanları” adıyla sinemalarda gösterime girmiştir.

Truffaut’nun ilk renkli, ilk İngilizce ve ilk bilim kurgu filmi olma özelliğini taşıyan filmin başrollerini İngiliz aktris Julie Christie, Avusturyalı Oskar Werner, İrlandalı aktör Cyril Cusack ve Alman karakter oyuncusu Anton Diffring paylaşmışlardır.

Bizleri kitapların yasak olduğu distopik bir dünyaya götüren film, 1966 yapımı olmasına karşın 2018 yılında da çekilmiş olan filmden bence daha iyi. Sözü fazla uzatmadan sizleri film hakkındaki yazım ile baş başa bırakıyorum.

Değişen Dünyanın İnsanları

Kitap yasak, düşünmek yasak

Kitap, tecrübelerimizi ve yaşadığımız olayları bizden sonra gelecek olan nesle bırakmamızı sağlayacak olan en önemli araç olduğunu söylersek yanlış olmaz. Böyle önemli bir aracın bilgi, fikir ve düşünce aktarmadaki rolü de yadsınamaz.

Gücü elinde bulunduran sistemler aykırı fikirleri bastırır, yok ederler. Nazi Almanya’sı da, kendi dışındaki görüşlere ait kitapları ilk olarak yok etmişlerdir. Mussolini kendi karşıtı filmleri yasaklamıştır. Böyle birçok örnek verilebilir. Peki, neden kitapları, aykırı fikirleri, sistemleri yok etmişlerdir? Çünkü Fahrenheit 451 filmi aslında temelinde bu olguları öyle güzel harmanlayıp bizler önüne seriyor ki; bireyi izlerken rahatsız ediyor, düşünmeye itiyor.

Değişen Dünyanın İnsanları

Değişen Dünyanın İnsanları: İtfaiye öğesi

Filmin temel öğesi itfaiye, ama öyle bildiğimiz yangınları söndüren itfaiyelerden değil. Ejderha simgeli, gidip evleri basarak içerideki kitapları yakan, aykırı düşünleri yok eden cinsten bir itfaiye. Filmin özgün adında geçen “Fahrenheit” İngilizce konuşulan bazı ülkelerde kullanılan bir sıcaklık ölçü birimidir ve 451 Fahrenheit, yaklaşık 233 Celsius derecesine karşılık gelir. Bu ısı derecesi, filmde kitapların tutuşmaya başladığı alt sınırı belirtmektedir.

Filme gelecek olursak aykırı fikrin direkt yandığı bir distopya burası. Kimse sistem karşıtı bir görüşte bulunamaz, evinde sisteme zıt kitaplar bulunduramaz. Ayrıca insanlar yalnızca tüketen, televizyona mahkûm ve en kötüsü şiddete kördür.

Değişen Dünyanın İnsanları

Değişen Dünyanın İnsanları: Televizyon öğesi

Filmdeki en önemli ikinci öğe de evlerdeki televizyon yani kara kutu. Her evde bulunur ve insanlar bir uyuşturucu bağımlısı gibi ona mahkûmdur. Aptalca ve anlamsız sorular sorarak, seyircileri basit cevaplarla kendisine bağlayan bir afyon. Seyirci her doğru cevabı ile bilincinde kendini zeki hisseder böylelikle.

Bunun dışında günlük gazetelerde her şey resimden ibarettir. Herhangi bir yazı gazete içerisinde bulunmaz. Okumak öyle uzaktır ki. Bunların da etkisiyle toplum artık düşünme yetisini kullanmaz ve sistemi ne sorgular ne de bir başkaldırıda bulunabilir.

İnsan zihnindeki fikirler yakılıp yok edilebilir mi?

Filmin can alıcı noktası olan son bölümünde, düşüncenin kalıplara dökülmesinin ve okunmasının yasak olduğu bu dünyada, bir grup kitapları ezberler. Yani bunlara kısaca kitap adam denir. Elbette düşünceye dökülen her maddeyi yok edebilirler. Kitapları, kâğıtları… Peki, fikirleri? Yani insan zihnindeki fikirler yakılıp yok edilebilir mi?

Değişen Dünyanın İnsanları

Değişen Dünyanın İnsanları: Romandan farkları

Fahrenheit 451, Ray Bradbury’nin 1951’te ilk defa basılan ünlü bilim kurgu romanıdır. Baskıcı bir gelecek toplumunun anlatıldığı bu kitap aynı zamanda distopya olarak da sınıflandırılabilir.

Eser, kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı, insanların sadece televizyonda beyin yıkayıcı şovlar izlediği ve kitap bulundurup düşünen insanların yok edildiği bir gelecekte geçmektedir. Kitap adını, kâğıdın 451 Fahrenheit’ta tutuşması gerçeğinden almaktadır. Filmin yönetmeni François Truffaut tarafından beyazperdeye uyarlanan romanda bazı değişikliklere gidilmiştir:

  • Romanda olaylar gelecek bir zamanda ABD’de geçerken, filmde belirsiz bir gelecek zamanda, belirsiz bir ülkede geçmektedir.
  • Romanda yer alan bazı karakterler ve olaylar filmde yoktur.
  • Romanda Montag’ı yakalamak için otoritelerce gönderilen “mekanik av köpeği” filmde yoktur.
  • Filmde İtfaiyeci Montag duygu ve düşüncelerini sonuna kadar belli etmezken, romanda düzene karşı olduğu baştan bellidir.
  • Romanda gerçeklerden uzaklaştırılıp uyutulan insanlar modern dünyayı daha geniş anlamıyla ve belli bir ülkeyi işaret ederek eleştirirken, filmde ise bu daha basite, sadece kitapların yok edilmesine ve ezberlenmesine indirgenmiştir.

Filmin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, günümüz hakkında bizlere birçok şey söylüyor.

Günümüzde kitapların yerine insanları aptallaştıran birçok ürüne ilgi duyuyor toplum. Kitaplara, yazılara kısaca okumaya öyle uzağız ki.

Fahrenheit 451, yalnızca çekildiği dönemin değil, kendisinden çok ileri bir film…


1. Bkz. Distopya: Gelecekte olabilecek olumsuz toplumları tanımlamak için kullanılır. Ütopik toplum anlayışının antitezi olarak kullanılan distopya, otoriter ve baskıcı bir sistem olarak ifade edilmektedir. Kelime ilk kez İngiliz filozof John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avatar fotoğrafı

Aziz Aydın tarafından oluşturuldu

Ön lisansı Radyo Televizyon Teknolojisi bölümünden, lisansı ise Gazetecilik bölümünden tamamladım. Üniversite hayatımdan sonra sinemaya olan ilgimi yazılarla devam ettiriyorum.

Türkiye’de tüm zamanlarda çok izlenen Türk filmleri

En iyi Netflix filmleri