in ,

Off!Off!

Soraya’yı Taşlamak: Şeriatın gerçek yüzü

Adaletsizlik, eğitimsizlik, kadının çaresizliği ve insanların yeri geldiğinde nasıl canavara dönüştüğünün tablosu Soraya’yı Taşlamak!

Yönetmenliğini Cyrus Nowrasteh’in üstlendiği 2008 Amerikan-İran ortak yapımı olan Soraya’yı Taşlamak (The Stoning of Soraya M), Fransız-İranlı gazeteci Freidoune Sahebjam‘ın La Femme Lapidée adlı eserinden uyarlanarak beyazperdeye taşınmıştır.

Gerçek bir hikâyeye dayanan film, kocası tarafından iftiraya uğradığı için haksız bir şekilde recm[1] edilme cezasına çarptırılan bir kadının hikâyesini konu etmektedir.

Soraya’yı Taşlamak

Gazeteci Freidoune (James Patrick Caviezel), arabası bozulduğu için durduğu küçük bir köyde Zahra (Shohreh Aghdashloo) ile tanışır. Çoğunlukla dinine bağlı olarak yaşayan insanların olduğu bu köyün sakinlerinden Zahra, Freidoune’un bir gazeteci olduğunu anlar ve peşini bırakmaz. Onunla konuşabilmek için ısrarla peşine takılır. Çünkü Zahra’nın yeğeni Soraya (Mozhan Marno) bir gün önce aynı köyde yaşadığı insanlar tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, bunun köyün sırlarının arasına gömülmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tek umudu da bu gazetecinin elindedir.

Hafız’ı Şirazi dizeleriyle başlayan film, aslında filmin özetini içeriyor:

Olmayın riyakârlık edenlerden. Bir yanda yüksek sesle Kuran’ı dillendirirken, öte yanda ahlaksızlığını sakladığını zannedenlerden.

Soraya’yı Taşlamak

Soraya’yı Taşlamak: Soraya’nın hikayesi

1951 yılında İran’da Kerman şehrinin Kuhpayeh kasabasında dünyaya gelen Soraya, 13 yaşındayken 20 yaşındaki Ali ile evlendirilir. Soraya, 9 çocuk doğurur ve bunlardan sadece 4 tanesi sağ kalır.

İran’da 1979 yılında İran Devrimi[2] ile her şey değişir. 14 yaşındaki bir kızdan etkilenen Ali, Soraya’yı boşamak için her şeyi göze almıştır. Ali, Soraya’yı çevresinde kötülemeye başlar ve ardından Soraya’nın çocukluk arkadaşı Firuze’nin ölmesiyle Ali’nin şeytani planları devreye girer. Eşi öldükten sonra Haşim çocukları ile yalnız kaldığı için Soraya onlara ev işlerinde yardım etmeye başlar. Ali ailesine nafaka ödememek ve Soraya’dan kurtulmak için karısının onu Haşim’le aldattığını ileri sürer ve kısa süre içerisinde bunu küçük kasabada yayar. Ali ise Haşim’i tehdit ederek yalan söylemesini ister; çünkü hükmün gerçekleşmesi için 4 erkek şahide ihtiyaç vardır. Bunlar bulunur ve Soraya’nın babası Morteza Ramazani’de toplum baskısına boyun eğerek recm cezasını onaylar.

Soraya’yı Taşlamak

Soraya’nın son sözleri sorulduğunda verdiği yanıt şu:

Bunu nasıl yapabilirsiniz? Sizler benim dostum, arkadaşlarımsınız. Birlikte aynı sofraya oturduk, aynı yemekten yedik. Sen benim babamdın, sizler benim oğullarımdınız, sen benim kocamdın! Bunu bana nasıl yapabildiniz? Bunu herhangi bir insana nasıl yapabiliyorsunuz?

Soraya’nın bu cümleleri karşısında aldığı tepki ise “Bunu Allah istedi” oluyor

Soraya, vahşice taşlandığında henüz 35 yaşındadır. Ona cenaze töreni bile fazla görülür. Bir nehir kenarına bırakılan kadın, köpekler tarafından parçalanır. Soraya’nın parçalanmış bedenini bulan teyzesi Zahra, yeğenini gördüğünde kendine gelemez, defalarca istifra eder ve Soraya’nın son parçalarını toplar ve dua ederek toprağa verir. (Bu sahnelere filmde yer verilmez, ancak kitapta okuyabilirsiniz).

Soraya’yı Taşlamak

Soraya’yı Taşlamak: Birkaç eleştirel soru

Soraya maddi anlamda kendi ayaklarının üzerinde durabilen, kocasına ekonomik bağlılığı olmayan bir kadın olsaydı en başta aldatıldığını bildiği için boşanmayı kabul eder miydi? Böylece kendisine ve kızlarına bakabilir miydi?

Ayrıca şeriatla değil de anayasal laik yönetimli hukuk bulunsaydı ülkede Soraya aldatıldığı gerekçesiyle mahkemeye başvurabilir miydi? Böylece hakkını savunabilir ve nafaka alabilir miydi?

Soraya’ya zina yaptığı iftirası atıldığında herkes idam diye ayaklandı. Ali sokak ortasında karısını dövdü, herkes sadece izledi. Fakat Ali, Mehri ile evlenmek isterken, karısını aldatırken, köy meydanında arabayla geçerlerken, neden kimse şeriattan, ahlaktan bahsetmedi?

Ali’nin evlenmek istediği kız 14 yaşındaydı, yani daha çocuktu. Eğer eğitime açık, bilinçli, gelişmiş bir toplum olsaydı, buna göz yumulur muydu?

Soraya’yı Taşlamak

Yazıya girişimizi İranlı şair Hafız’ı Şirazi’nin sözleri ile başlamıştık; Yunus Emre’nin sözleriyle de bitirelim;

Emeksiz zengin olanın,
kitapsız bilgin olanın,
sermayesi din olanın rehberi şeytan olmuştur.


  1. Recm: Birine taş atma, taşa tutma, taşla öldürme, sövme, lânet etme, kovma, birinin namusuna iftira etme, kötü zanda bulunma anlamlarına gelen bir kelimedir.
  2. İran Devrimi veya İslam Devrimi: 1979 yılında İran’ın Muhammed Rıza Pehlevi liderliğindeki bir monarşiden, Ayetullah Ruhullah Humeyni yönetiminde İslam hukuku ve Şiî mezhebi görüşlerini esas alan İslam Cumhuriyeti kurulmasına dönüşen popüler hareketin adıdır.

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0
Görkem Barındık

Görkem Barındık tarafından oluşturuldu

1993 yılının Haziran ayında Ankara’da dünyaya gelen Genel Yayın Yönetmeni Görkem Barındık, Süleyman Demirel Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde ön lisans; Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Şu an Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir. IO Dergi'de imtiyaz sahibi olan Barındık, hayatın sadece biyografik bilgilerin çoğalması için yaşanan anlardan ve kariyer için oluşturulan öz geçmişlerden ibaret olmadığına inanır. Araştırır. Okur. Bıkar. Güler. Yazmayı sever, hayat hakkında kritik yapmayı da… Yemek yer, sevdikleri ile paylaşır. Özellikle de hayvanlar ile… Her zaman bir şeylerin arayışındadır ama neyin arayışında, kendisi de bilmez. Aykırıdır. Öyle biridir işte…

Çukur dizisi: Ne oldu, ne olacak?

Çok Uzak Fazla Yakın: Tatlı bir aşk hikayesi