in ,

Olmuş bu.Olmuş bu. Off!Off!

Korku Ruhu Kemirir

Korkuyorum… Korkma! Çünkü Korku Ruhu Kemirir! Toplumsal yozlaşma, kültürlerarası iletişim ve göçmen sorunları gibi başlıklara parmak basan bir yapım…

1974 yapımı olan Korku Ruhu Kemirir (Ali: Fear Eats the Soul) isimli filmin yönetmenliğini, yapımını ve senaristliğini Rainer Werner Fassbinder üstleniyor. En İyi Genel Oyunculuk Performansı Dalı’nda Alman Film Ödülü’ne layık görülen filmin oyuncuları arasında ise Brigitte Mira, El Hadi Ben Salem, Barbara Valentin, Irm Hermann, Marrquard Bohm, Lilo Pempeit ve Walter Sedlmayr yer alıyor.

Korku Ruhu Kemirir

Rainer Werner Fassbinder’in çok severek ilgilendiği belirli konular var. Bu konuların üzerine eğilip onları incelemek ve onların üzerinde çalışmalar yapmak hoşuna gidiyor. Korku Ruhu Kemirir de bunlardan biri.

Almanya’nın Münih kentinde çekilen film, toplumsal sorunları ele alarak karşıtlıkların dinamik ilişkisi üzerine ilerliyor. Çıkar ilişkileri ve dışlanma sendromu günlük yaşantımız ile harmanlanarak Fassbinder’in gözünden beyazperdeye taşınıyor.

Korku Ruhu Kemirir

Filmin konusuna dair

Yönetmenin izleyiciye sunmak istediği konular oldukça net bir şekilde ifade edilmiş. Göçmen bir Arap işçisinin, kendisinden 20 yaş büyük bir Alman kadınla olan imkânsız evliliğini anlatan film, durgun ilerliyor olsa da seyirciye vermek istediği mesajları ustalıkla yerine getiriyor.

Fas doğumlu olan ve iş nedeniyle Almanya’ya gelen Ali, Arap arkadaşlarıyla her zaman takıldığı bara yine gidiyor. Bu sırada yağmurdan korunmak amacı ile aynı bara Ali’den 20 yaş büyük Emmi geliyor. Emmi 60’lı yaşlarına yaklaşmış, 3 çocuk annesi ve geçimini temizlik işleri yaparak sağlıyor. Arkadaşları Ali’ye şaka amacıyla “Git Emmi ile tanış ve dans et” diyor. Böylelikle Ali ile Emmi tanışmış oluyor. Arkadaşları dalga geçeriz, şakalaşırız diye düşünürken işler ters tepiyor. Ali ile Emmi her şeye rağmen hiçbir unsuru göz önünde bulundurmadan, sadece hissederek birbirlerine âşık oluyor. Tabii aralarında yaş ve durum farkı sebebiyle dışlanıyorlar ve toplum içinde yapayalnız kalıyorlar.

Korku Ruhu Kemirir

Korku Ruhu Kemirir: Toplumsal yozlaşma

Ali ile Emmi beraberliğinin doğurduğu toplumsal yozlaşmanın örneklerini ve sorunlarını ele alan yönetmen, aynı zamanda filmi izlerken yoğun şekilde düşüncelere dalmamıza neden oluyor.

Kadın ve erkek konusunda birçok olguyu inceleyen film, tarihsel süreçte ırkçılık konusuna da değiniyor. Din, dil, ırk gözetmeksizin önemli olanın hissedilen olduğunu görebiliyoruz. Emmi kimsenin yapamadığını yaparak, büyük cesaret gösteriyor.

Korku Ruhu Kemirir

Aslında işlenen konular hepimizin günlük yaşantısında mutlaka ucundan kıyısından tanık olduğu olaylar. Komşumuz on yaş küçük biriyle görüştü, arkadaşım yabancı biriyle evlendi; o buna onu dedi, bu buna şunu söyledi. Kimseyi ilgilendirmeyen ama herkesin çokça yorum yapabilme yüzü bulduğu durumlar…

Oysa kimsenin huzurunu işgal etmeden, dilediğimiz gibi yaşamalıyız. Herkese kulaklarımızı tıkayarak, gönlümüzden nasıl geçiyorsa… Nerede kiminle nasıl mutlu olacaksak öyle olmalı. Arkadaşlık etmek istediğim kişiyi toplum baskısı altında kalmadan ben seçebilmeliyim. Evlendiğimiz kişiyle ömrümüzü geçirecek olan biziz. Kime ne yorum düşüyor burada? Herkesin önce kendisine saygısı olmalı. Filmin adı aslında her şeyi özetliyor. Evet, korku ruhu kemirir ancak kaçmadan korkularının üzerine gidebilmelisin. Eğer gidemiyorsan kestirip at. Yılma, yorulma, pes etme devam et!

Korku Ruhu Kemirir

Korku Ruhu Kemirir: Kültürlerarası iletişim

Filmde kültürlerarası iletişim oldukça iyi bir biçimde ele alınmış. Alman bir kadının, kendisinden 20 yaş küçük bir Arap ile evlenmesi sonucu çocukları, komşuları, alışveriş yaptığı esnaf dahi çevresindeki herkesin ona sırt çevirmesi bu tür şeylerin toplum gözünde hoş karşılanmadığının bir kanıtı niteliğinde.

Ağır bir dışlanma konusunu beyazperdeye aktaran yönetmen, komşuluk ve çıkar ilişkilerine de oldukça iyi değiniyor. Yurtdışından başka ülkelere çalışmak amaçlı giden işçilerin, o ülkenin kendi halkı tarafından insan yerine konulmadığı, kendilerini suçlu gibi hissetmeleri aktarılmış. Günümüzde bunu biz de yaşıyoruz.

Özünde iyi birey olmalarına rağmen kişilerin duyguları yokmuş gibi davranılıyor ve paradan başka bir şey düşünmediği hissi yaratılıyor. Tıpkı yaşadığımız gibi, varlıkları ile o ülke vatandaşlarına rahatsızlık verdikleri düşüncesini izleyiciye özgün bir biçimde sunuyor yönetmen.

Korku Ruhu Kemirir

Fassbinder’in şu sözlerinde filmlerinin ana temasını ve nasıl ortak noktada buluştuklarını yakalayabiliriz:

Her iyi yönetmenin tek bir teması vardır ve nihayetinde tekrar tekrar aynı filmi çeker. Benim ana konum, hislerin sömürülebilmesi, sömüren kim olursa olsun. Bu sömürü asla bitmez. Sürekliliği olan bir tema bu. Devletin vatanseverliği sömürmesi, bir ilişkideki sömürü olsun fark etmez; biri muhakkak diğerini yok eder.


Son söz…

Teknik açıdan baktığımızda ise 1974 yılının koşullarını göz önünde barındıracak olursak başarılı bir iş olduğunu söylemek mümkün. Duygusal sahnelerde kamera açıları çok iyi belirlenmiş, ancak bazı bölümlerde ise sahne geçişleri arasındaki sürelerin uzun tutulduğunu söylemek yanlış olmaz.

Günümüzde de komşuluk ilişkilerinin köreldiği aşikâr. Film sahnelerinde yaşanan olaylar gibi birçok benzer örneğe rastlayabiliyoruz. Göçmen sorunları da o yıllarda olduğu gibi günümüz dünyasında da ileri gelen sorunların başında. Bu sebeplerle birçoğumuzun ders çıkarabileceği iyi bir yapıt. Bu nedenle izlenecek filmler listenizde Korku Ruhu Kemirir’e de yer vermenizi tavsiye ediyorum.

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0
Berna Vatansever

Berna Vatansever tarafından oluşturuldu

1995 yılında İzmir’de doğdum. Lisede Grafik Tasarım ve Fotoğrafçılık bölümünü bitirdim. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde ön lisans Basım ve Yayın, Akdeniz Üniversitesi’nde lisans Gazetecilik eğitimi aldım. Şu an Uşak Üniversitesi’nde İletişim Bilimleri Anabilim Dalı’nda tezli yüksek lisans öğrencisiyim. Ayrıca bir medya şirketinde gazeteciyim ve mesleğimi severek yapıyorum, ağırlıklı olarak siyaset ve sağlık haberleri yazıyorum. Hayatı dolu dolu yaşamayı, bol gülücükler saçmayı çok seviyorum!

Barda: Gerçek bir zorbalığın izlerini taşıyan yapım

Özgürlük Yolu: Bir gezginin gerçek yaşam öyküsü