in , ,

Olmuş bu.Olmuş bu. Bayıldım!Bayıldım! Oha!Oha!

Hacker: Teknolojinin getirdiği endişelerin realitesi üzerine

Teknoloji güvenirlilik ve gizlilik konusunda her zaman endişe yaratmıştır. İşte bu endişenin gereksiz olmadığını anlatan Hacker (Blackhat) filmi sizlerle!

Günümüzde gelişim halinde olan teknoloji insanlara her konuda kolaylık sağlıyor. Bu sunulan kolaylıklar sayesinde analog kullanım ortadan kalkmış ve dijital bir ortam bizlere sunulmuştur. Bilgisayar kullanımı ile sunulan dijital ortamlar sayesinde kişiler tek bir tuşla istediğini yapabilir hale gelmiştir. Evden dışarı çıkmadan bankadan bankaya havale yapabilir, tekstil ve kozmetik ürünlerine kadar birçok ihtiyacımızın ödemelerini tek bir tuş ile kolayca yapabiliriz. Bu anlamda teknoloji ile kişinin dijital ortamda kimlik oluşturması, beraberinde güvenirlilik ve gizlilik konusunda endişe yaratmıştır. İşte, bu endişemizin gereksiz olmadığını anlatan Hacker (Blackhat) filmini sizler için inceledim.

Film Çin ve Amerika’da ağ üzerinden gerçekleştirilen siber suç olaylarını anlatıyor. Dünya’nın birçok kentine; Chicago, Los Angeles, Hong Kong ve Jakarta’ya kadar uzanan üst düzey bir siber suç ağının sınırsız ağ erişimi ile neler yapılabileceği anlatılıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Michael Man oturuyor.
Filmin başrollerinden olan ve günümüzde Thor karakterinden hatırladığımız Chris Hemsworth bu kez suçlu bir Hathaway (Hacker) rolüyle karşımıza çıkıyor.

Konusu bakımından bir hacker, uluslararası bir ağ oluşturup, Çin ve Amerika’ya eş zamanlı siber saldırı yapıyor. Bu saldırı sonrası iki ülke ortak çalışma kararı verip, tüm çalışmaları beraber yürütme kararı alıyorlar.

Hacker (Blackhat)

Hacker: Saldırı noktası

Hackerin siber saldırı gerçekleştirdiği bölüme dikkat çekmek istiyorum. Günümüz devletleri hala bu konuda tartışmaya devam ederken, birileri bu konuya belli ki uyarı anlamı taşıyan mesajlar veriyor gibi gözüküyor. Merak ettiğiniz saldırıda ilk olarak nükleer reaktörün soğutucuları hedef alınıyor. Saldırı sonucunda IP tespiti yapmak isteyen her iki devlet saldırıyı gerçekleştirenin izini bulamıyorlar. Hacker kendini görünmez hale getiriyor. Saldırı sonunda Çin’deki patlamada birçok ölü ve yaralılar olurken, Amerika’da gerçekleştirilen saldırıda ise hacker istediği başarıyı elde edememiştir. Konuya geniş bir açıdan bakmak gerekirse Nükleer saldırıların ileriki yıllarda kontrol edilemez hale gelinebileceği gösterilmek isteniyor. Nükleer silahlanma tüm dünya ülkelerini tehdit ediyor. Bugün yanlışlıkla veya kasten gerçekleştirilecek olan tek bir Nükleer saldırısı, dünya üzerinde bulunun tüm canlıları ölümle tehdit ediyor.

1986 yılında ülkemizin kuzeyinde bulunan dönemin Sovyet Rusya Birliğine ait Çernobil Nükleer santralinde gerçekleşen patlamanın zararları çok büyük olmuştur. Yüzbinlerce insan ölmüş ya da radyasyon nedeniyle ölümcül hastalıklara yakalanmıştır. Karadeniz çevresindeki ve içinde bulunan tüm canlılar olumsuz yönde etkilemiştir. Özellikle Türkiye’nin sahil kesimine sahip olan illerimizde deniz yoluyla ve hava yoluyla birçok hastalık vatandaşlarımızda görülmeye başlanmıştır. Karadeniz bölgesinde radyasyona bağlı kanser oranında da ciddi şekilde artış yaşanmıştır. Bu bağlamda film içerisinde yaşanan bu saldırının Çernobil Felaketi gibi sonuçlar doğurabileceği ve siber saldırılar hedefi olan Nükleer Santraller ciddi tehditler ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği anlatılmak istenmiştir.

Hacker (Blackhat)

Devletlerin hacker çıkmazı

Film içerisinde iki devletin de siber saldırılara karşı savunmasız olduğu açık bir şekilde gösterilmiştir. Her iki devlet bu noktada eleştirilmiştir. Bunun sonucunda ABD’de banka dolandırmak suçundan hapis cezasına çarptırılan bir başka hacker olan Hathaway’dan serbest kalma karşılığında yardımını istemiştir. Siber dünyada kod dilini bilen çok az sayıda insan bulunmaktadır. Her insanın altından kalkamayacağı türden olan siber dünya devletlerin kendini savunmasız hissettiği ilk alanların başında gelmektedir. Devletler 2000 yılından sonra siber saldırılara karşı kendi hackerlerini yetiştirmek için birim oluşturmuşlardır. Özellikle ABD bu konuda suçlu ve ceza alan hackerleri da devletin çıkar ve menfaatleri doğrultusunda kullandığı film içerisinde net şekilde gösterilmiştir.

Hacker (Blackhat)

Hacker: İkinci hedef borsa

Film içerisinde hacker borsayı hedef alıyor. Arz-Talep dengesini piyasadaki alım gücünü kendi lehine çevirerek rakamlarla oynuyor. Film içerisinde bu sayede maddi anlamda çok ciddi rakamlar elde ediyor. Film içerisindeki arz-talep dengesi neden hedef alındı? Sebebi Malezya’da bulunan kalay madenlerini baraj ve su kapaklarını hedef alan bir plan yapılmış olmasından kaynaklanıyordu. Çünkü plan doğrultusunda borsada kazanılan para ile kalay satın alma peşindedirler. Bu sayede tek tuşla madenleri su baskınına uğratıp, satın aldığı kalayları daha değerli hale getirmektir. Kalaylar, piyasada normal fiyat üzerinden alım-satım yapılırken, planlanan siber saldırı sonrası en kıymetli kaynak haline gelecektir.

Dünya devletleri ekonomisini korumak adına tüm önlemlerini almak durumundadır. Gelişen teknoloji ile siber suçlarda paralel bir şekilde artış gösteriyor. Devlet yetkilileri gelişen teknoloji karşısında kendi siber savunma hattını geliştirmek zorundadır. Geçtiğimiz Eylül ayında Türkiye’de bulunan bazı kripto para borsalarına saldırı düzenlenmiştir. Bu saldırı sonrası birçok yatırımcının kripto hesapları boşaltılmıştır. Gizlilik içerisinde olması gereken belgeler hackerler tarafından ele geçirilmiş ve hesap sahiplerinin mahrem bilgileri çalınmıştır. Karşı önlem ve siber suçları engellemek adına daha donanımlı olmak için yetkililerin bu durumu daha ön planda tutması gerektiğini düşünüyorum. Film içerisinde verilmek istenen mesajın net bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.

Hacker (Blackhat)

Ekonomi politik değişkenlik

Son yıllarda beyazperdeye aktarılan ABD filmlerini daha dikkatli izlemeye başladım. Blackhat filminde olduğu gibi Çin ve ABD iş birliğine gidiyor. Bu işbirliğini diğer filmlerde de sık görmeye başladım. Aslında burada dikkat çekmek istediğim konu biraz daha ekonomi politik hususlara dayanıyor. Çünkü Çin yükselen bir değer ve marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu sayede film sektöründe birçok filmin finans harcamalarını kontrol ediyor. Aynı zamanda sürekli filmlerde Çin ve ABD iş birliğinin ele alınıyor olması da finans dışında politik mesajları da iletmek için kullanılıyor. Bu sayede antipatik bir izleyici yerine Çin ve ABD hayranı bir kitle oluşturuluyor.

İçerik hakkında ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0
Ayberk Düzcan

Ayberk Düzcan tarafından oluşturuldu

1994 Elazığ doğumluyum. 2013 yılında Kastamonu Aytaç Eruz Anadolu Lisesi’nden mezun oldum. 2014 yılında Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünü kazandım. Şu anda yüksek lisans eğitimi için çalışıyorum.

En çok izlenen Netflix filmleri

2019 Kasım: Vizyonda hangi filmler olacak?